Şerit Komutlarını Atla
Ana içeriğe atla

ANASAYFA

:

ums

Giriş

UYUŞTURUCU İLE MÜCADELE ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ

Adres: Esentepe Mh. Çevreyolu Üzeri No : 358 Tepebaşı / ESKİŞEHİR

Tel :  0 505 318 26 04 - 0 222 335 35 81 

E-Posta: eskisehir.ums@egm.gov.tr


  • Bağımlılık Yapan Maddeler
  • Bağımlılık
  • Sevgili Anne ve Babalar
  • Aileler Dikkat!
  • Uyuşturucu Kullanımı İle Mücadele
  • Uyuşturucu ve Zararları
  • Uyuşturucu Nedir?
  • Eğitim ve Gençlik

  •  

     

     

     


    SOKAK İSİMLERİ

     

    Bağımlılık yapıcı maddelerin, kullanıcılar tarafından şifrelemek amaçlı olmasa da değişik takma isimleri vardır, bu takma isimlerin öğrenilmesi sevdiklerinizin sorununu öğrenmekte size erken teşhis fırsatı verebilir...

     

     

    TÜTÜN

     

    Cigara, tabut çivisi, izmarit, duman

     

    ALKOL

     

    Abartılı şekilde alkol alma işi sarhoş olmak, yıkılmak, küfelik olmak, zom olmak, fitil gibi olmak tanımlanabilir.

     

    ECSTASY

     

    EX, X, XTC, E, BEYAZ KUMRULAR, SODA, UÇUŞ, KANAT, PIT.
    Ayrıca Ecstasy üzerindeki logolara göre adlandırılmaktadır.

     

    ESRAR

     

    Pot, weed, herb, grass, chron or chronic, blunt, Mary Jane, boom, sticky green, Bombay, Indo, frosty leaves, spliff, dagga, bomb, shwag, dank, tress, doja, esrar, ot, kubar, sarı kız, hint keneviri, haş haş, cigaralık, co.

     

    EROİN

     

    Smack, dope, H, junk, gevher, süprüntü, beygi, beyaz cevher, şey, kar, sır.

     

    KOKAİN

     

    Coke, C, K, Burun Açıcı, blow, Charlie, baz, çilek, beyaz, toz, free base, kaya, crack.

     

    İÇE ÇEKİLEN MADDELER

     

    Sıvı içe çekilenler: uhu, hava gazı, bali

    Nitroxit: Kahkaha gazı, nitros, whippets, buzz bomb hipi crak

    Nitratlar: poppers, snappers, locker room, rush, climax

    İçe çekilenlerin kullanımıyla özdeşleşmiş genel sokak terimleri: çekme, koklama, bulut, duman olarak sıralanabilir.

     

    LSD

     

    Asit, trip, eski küpler, 25, zen, nef, nahin, şeker, topalı, cennet mavisi gibi isimlerle bilinir.

     

    GHB

     

    G, Sıvı Ecstacy, GBH, Sıvı X, Sıvı E

     

    METAMFETAMİN

     

    Speed, meth, kristal, cam, buz, tebeşir, viz

     

    KETAMİN

     

    K, Special K, vitamin K, Ketalar, Lady K, özel K, vitamin K, "Ketalar SV" ve "Cat Valiums". Ketamin kullanıcıları tecrübesine ve/veya efektlerine trip. K alanı veya K deliği olarak tanımlayabilirler.

     

    ANABOLİK STEROİDLER

     

    Kullanıcılar bunlara roid adı verirler. Ticari adları; Susta, Durabolin, Dianabol, Anavar, Stanozolol.

     

     

    TÜTÜN NEDİR?

     

    Tütün bitkisi (Nikotina tabacum) içinde çeşitli psikoaktif uyuşturucular bulunan bir maddedir. Tütün ürünleri içinde 4000'e yakın kimyasal madde vardır. Sigara ve mamulleri bu bitkinin kurutulmuş yapraklarından elde edilir. Nikotin tüm bağımlılık yapan maddelerin en zehirli ve bağımlılık yaratanıdır .

     

    Doğal olarak renksiz, yakıldığında kahverengi olan nikotin havayla temas ettiğinde tütün kokusu alır. Tüketim yolu fark etmeksizin kolayca kana karışmaktadır.

     

    BULUNABİLİRLİK & KULLANIM

     

    Tütünün kullanımı fiziksel bağımlılığın ne kadar kuvvetli olduğunun bir göstergesidir. Sigara içmek 1900'lü yılların başından beri, nikotin tüketiminin tartışmasız en çok kullanılan yöntemidir. Sigaradan bir fırt çekmek nikotinin neredeyse anında kan sistemine yayılarak beyine ulaşmasını ve 10 saniye içersinde merkezi sinir sistemini etkilemesini sağlar. Diğer yandan, puro ve pipo içenler genellikle çok az ya da hiç duman çekmezler ve nikotin ağızlarındaki mukoza zarları tarafından emilir.

     


    KULLANIM İŞARETLERİ

     

    18 yaşında küçüklere tütün ürünlerini satmak yasaktır, ancak bunu kontrol etmek çok zordur. Çünkü ebeveynlerin kendisi çocuklarına sigara satın aldırmaktadırlar.

     

    ETKİLERİ

     

    Nikotin aynı zamanda hem uyarıcı hem de yatıştırıcı etkisi gösterir. Nikotin ani bir etkileşim gösterip kan basıncını ve kalp atışını artırır. Nikotinin anında beliren etkileri maddenin hazmından dakikalar sonra azalır ve bu durumun yeniden yakalaması ve yoksunluk yaşamamak için sürekli sigara içilir ve tabii ki tiryaki olunur.

     

    Tütünü ilk defa kullananlar bulantı, baş dönmesi, ve baş ağrısı yaşayabilirler.

     

    RİSKLERİ

     

    Günümüzde sigara içenlerin çoğu günde neredeyse bir paket ya da daha fazla sigara içmektedir bu da çoğu hastalık için olan risklerini arttırmaya yeterlidir.
    Çok sayıda çalışma göstermiştir ki günde bir paket sigara içenler, hiç içmeyenlerle kıyaslandığında on kat daha fazla akciğer kanserine ve iki kat fazla kalp krizi riski taşımaktadırlar. Ek olarak sigara içmek kronik bronşit, empisemi gibi diğer ciğer hastalıklarına sebep olabilir ve astımı arttırabilir. Sigara aynı zamanda ağız, gırtlak, mide, pankreas, böbrek, idrar yolu kanserine sebep olabilir. Ayrıca sigara içmediği halde pasif içici konumuna düşen binlerce insanda aynı hastalıklara yakalanabilmektedir. Hamile iken sigara içmek, doğmamış bebeği zehirlemektir.
    Pipo ve purolar alternatif metotlar olsa da risksiz değillerdir. Vücutlarına gene nikotin girmekte ve dolayısıyla akciğer, dudak, ağız ve gırtlak kanserine yakalanma riskleri mevcuttur.
    Tütün ve nikotinle bağlantılı olan riskleri azaltmak amacıyla duman olan yerlerden kaçınılmalı ve sigara tüketilmemelidir.
    Ayrıca sigaradan kaynaklanan çeşitli tehlikeli hastalıkların riskleri göz önünde bulundurulmalı ve hiç kullanmamalıdır.

     

     

    ALKOL NEDİR?

     

    Alkol dünyadaki en eski ve en geniş şekilde kullanılan uyuşturucu türüdür.

     

    BULUNABİLİRLİK & KULLANIM

     

    Kanunların yaş sınırlaması olmasına rağmen, alkol gençler tarafından çok kolay elde edilebilir. Araştırmalara göre gençler alkolü genellikle evde bulurlar ve ev içerisinde tüketirler.

     

    ETKİLERİ

     

    Tüm psikoaktif uyuşturucularda olduğu gibi, sosyal durum ve aktivite alkolün etkisini doğrudan etkiler. İçe kapanıklık hissedebilirler veya tam tersi sosyal olabilirler. Yani sevinçli içersen şarkı söylersin, kederli içersen ağlarsın gibi.

     

    KULLANIM İŞARETLERİ

     

    Alkol almanın genel işaretleri ağızdaki sürekli bir alkol kokusu, konuşmada kayma, motor kontrolünün kaybı, zayıf yargılama, saldırganlık ve vahşi davranışlardır.

     

    RİSKLERİ

     

    Araştırmaların gösterdiğine göre alkol ile şiddet arasında bir ilişki mevcuttur. İstatistiklere göre şiddet içeren suçların, tecavüz dahil, yüksek oranı saldırganlar ve/veya kurbanlar alkolün etkisindeyken meydana gelmektedir. Riskleri azaltmak için ise aç karına içmemek, içkili araç kullanmamak, içkili olan bir kişinin sizi aracıyla bir yere götürmesine izin vermemek, içki yarışına girmemek, alkol ile diğer uyuşturucuları karıştırmamak (reçeteli ilaçlar dahil), kişinin alkole karşı olan tepkisini bilmesi (herkesin farklıdır), ve yabancılarla iken içmemek gerekmektedir.

     

    ALKOLÜN sebep olduğu riskleri ortadan kaldırmanın en iyi yolu hiç kullanmamaktır.

     

     

    ECSTASY NEDİR?

     

    Ecstasy, kimyasal adıyla MDMA (3, 4-metilendioksimetamfetamin), ağızdan alınan bir haptır. Haplar değişik şekil ve markalarda mevcuttur. Bazı durumlarda MDMA toz halinde satılmaktadır. Hap şeklindedir ama asla yasal kullanımı yoktur, dolayısıyla denetim altında değildir. Genel bir kullanıcının bir "doz" içerisinde hangi maddeleri bulunduğunu bilmesi bu sebeple imkansızdır.

     


    BULUNABİLİRLİLİK & KULLANIM

     

    Özellikle gece kulübü ve elektronik müzik organizasyonlarında popüler olan Ecstasy tabletleri bulunabilirliği mümkündür. Tipik bir doz olarak 100-125 mg dört ila altı saat etkisini gösterir.

     

    ETKİLERİ

     

    Kullananlar kendilerini açılmış, rahatlamış, güzel, korkusuz, toleranslı ve etrafındaki insanlara bağlı olarak tanımlarlar. Genellikle sosyal ortamlarda kullanılan Ecstasy duygusal (seksüel olması gerekmez) bir madde sayılır. Ecstasy alındıktan yaklaşık 45 dakika sonra kullanıcılar etkisine girerler. Bu madde sinir hücresine girdikten sonra serotoninin bol miktarda salınımına neden olur ve serotonin üreten enzimleri engeller. Ecstasyinin en önemli etkisi kişiyi aktive etmesi ve bilinç değişikliklerine neden olmasıdır. Bu etkiler alınan doza ve kişinin içinde bulunduğu ruhsal duruma doğrudan bağlıdır. Alındıktan 20 ile 60 dakika içinde etki göstermeye başlar. İlk bir saat içinde en güçlü etkiyi yapar. Dört ile altı saat içinde bu etki sonlanır. Ertesi gün içinde de kimi zaman hafif derecede etkileri gözlenebilir.
    Ecstasy, beden ısısını ve kan basıncını artırır. Sıcak, havasız ortamlarda ve çok hareket sonrası beden ısısı ciddi boyutlara ulaşır. Ağızda kuruluk, dişlerde tatsız bir his algılanabilir.
    Ecstasy, yönelim ve algı bozukluğu yaratır. Diğer insanlara karşı yakınlık hissi, kendini rahat hissetme, görsel algıda bozulmalara yol açmaktadır. Kişi kendini enerjik ve aldırmaz hisseder.

     

    KULLANIM İŞARETLERİ

     

    Ecstasy kullananların göz bebekleri genişler ve ışığa hassasiyet artar. Çeneyi sıkma ve diş gıcırdatma gözlemlenebilir efektlerdendir. Duyum artar ve kullanıcılar çoğu zaman bunu dans etme isteği, konuşma ve dokunarak ile gösterir. Kullanıcılar çoğu zaman abartılı şevkat hareketleri gösterebilir.

     

    RİSK

     

    Bazı kullanıcılar tecrübeden sonra 48 saate kadar kendilerini depresif hissettiklerini belirtmektedir. Uzun süreli kullanımda etkilere ulaşmak daha zorlaşabilir. Fiziksel olarak bağımlılık yaratmasa da, "yaşanılan sanalı" kovalama veya ulaşma ihtiyacı olabilir, bu da doz artımına ve daha sık kullanıma sebep verebilir. Kullanımdaki artışla beraber kullanıcılar sık sık kendilerini yorgun hisseder, çeneleri ağrır ve mutlulukları azalır. Depresyondan ve tükenmeden kaçınmak isteyenler hem dozda hem de kullanım sıklığında artırma geliştirirler.

     

    Çok sayıda ters etkileme olduğu bildirilse de vücut ısısındaki tehlikeli derecede artış Ecstasy'nin bilinen yaygın tehlikelerinden biridir. Vücut ısısının artması sıcak ve genellikle havasız ortamlarda uzun süre dans etmekten, vücuttaki sıvı miktarının azalması gerçekleşir. Ölüm; aşırı dozdan görülmekle birlikte, genellikle vücut ısısının artması, su ihtiyacı yada diğer bir uyuşturucu madde ile karıştırma ile bağlantılıdır.

     

    Ecstasyinin uzun zamanlı etkileri halen araştırma altındadır. Bazı araştırmacılar uzun süreli kullanımların kalıcı beyin hasarlarına yol açabileceği değerlendirilmektedir. Bazı çalışmalar Ecstasyinin vücuttaki seratonin ve dopamin seviyelerini etkilediğini göstermektedir fakat bunun uzun süreli etkilerinin ne olabileceği halen açık değildir. Ecstasy kalbin ritim bozukluğuna sebep olabilir ve hipertansiyon ve kalp hastalıklarının tetikleyicisi olabilmektedir.

     

    ECSTASYİNİN sebep olduğu riskleri ortadan kaldırmanın en iyi yolu hiç kullanmamaktır.

     

     

    ESRAR NEDİR?

     

    Esrar içinde, yapraklarında, tohum ve çiçeklerinde psiko aktif kimyasal tetrahidrokanibal (THC) bulunan bir bitkidir. THC'nin yoğunluğu bitkiden bitkiye değişir, fakat çoğu bitki yüzde 2-5 THC içerir. Esrarın elde edildiği bitki olan Hint Keneviri bitkisi kağıt, giysi, inşaat malzemesi ve pek çok diğer malzeme yapımında kullanılır.

     

    BULUNABİLİRLİK & KULLANIM

     

    Genellikle sigara gibi içilen esrar elle sarılabilir ve "j", "joint", "co" olarak adlandırılan içi boşaltılmış sigara içine konularak kullanılır. Pipo veya cam, plastik ve odundan yapılmış pipolar vasıtasıyla da içilebilir. Bazı zamanlar çay gibi demlenir ya da kek gibi yiyeceklerin içine karıştırılabilir. Bu sinsiliği sebebi ile insanların emin olmadıkları insanlardan bir şey yiyip içmemeleri şarttır.

     

    ETKİLERİ

     

    Esrar efektleri alınan THC miktarına veya kullanım şekline göre (içilerek ya da yiyerek) değişir. Esrar içimi THC maddesini çabuk bir biçimde ciğerlere geçirir ve takiben kan sistemine karıştırır ve daha sonra da beyine ulaştırır. Efektleri neredeyse anında belirir ve bir ila iki saate kadar sürebilir. Yenildiğinde THC maddesi daha yavaş kana karışır bununla beraber etkisi daha yoğun ve uzun olur.

     

    Esrar kullananlar değişik tepkiler olduğunu belirtirler. Bu tepkiler sanal barışçıl ve coşkulu olmaktan saçmalama ve paranoyaya kadar değişebilir. Fiziksel tepkiler gözlerin kanlanması, hafif çarpıntı, ağız kuruması olarak listelenebilir. Kullanıcılar sıkça açlık hissetseler de kan şekeri seviyesinde bir düşme yoktur.

     

    KULLANIM İŞARETLERİ

     

    Yanan yaprak kokusuna benzer esrar kokusu en fark edilir işarettir. Her hangi bir davranış bozukluğu olması gerekmez fakat kullananlar uçarı, kızarık gözlü, sakar, unutkan, iştahı artmış ve ilgisiz görünebilirler. Esrarın yarattığı unutkanlıklar "ekmek kafa" olarak adlandırılır.

     

    RİSKLERİ

     

    Sürekli kullananların çoğunluğu, esrarı diğer bağımlılık yapıcılardan ayırsalar da ve "ben bağımlı değilim" deseler de, bağımlı hissetme ve tüketimi sınırlayamama gibi esrar ile bağlantılı problemler ortaya çıkar. Bu problemlerin gençlerde ve yeni kullanıcılarda daha belirgin baş göstermesi sık görülür.
    Zaman içerisinde ağır esrar kullanımı özellikle sigara içmekle birleştiğinde (ki, sigara ve esrar ayrılmaz ikilidir) potansiyel solunum problemlerine sebep olabilir.

     

    Esrar yasal değildir ve kullanımı tutuklanma, yargılanma ve hapse girme gibi yasal sonuçlara sebep olabilir. Bununla beraber, uyuşturucu testleri sonucunda kişi ehliyetini, sigortasını, kredilerini ve bir takım sosyal hizmetlerde yer alma hakkını kaybedebilir.

     

    ESRARIN sebep olduğu riskleri ortadan kaldırmanın en iyi yolu hiç kullanmamaktır.

     

     

    EROİN NEDİR?

     

    Eroin morfin maddesinden üretilmektedir. Doğal olarak afyon bitkisinin kozalağında mevcut olan bir uyuşturucudur. Eroin afyonun içinde bulunan alkaloidlerden bir tanesidir. Baz morfinin asetik asit ile birlikte ısıtılması ve diğer kimyasal işlemlerden sonra oluşur. Sokaklardaki eroin genellikle saf değildir ve beyazdan koyu kahverengi bir renge kadar çeşitli yoğunluklarda değişebilir. Bu değişiklikler tipik olarak üretim safhasında meydana gelen kirliliklerden ve/veya içine karıştırılan diğer maddelerden dolayıdır.
    Eroin; Güney Amerika, Güneydoğu ve Güneybatı Asya, ve Meksika'da üretilmektedir.

     

    BULUNABİLİRLİK & KULLANIM

     


    Eroin burundan çekilebilir, sigara gibi içilebilir veya enjekte edilebilir. Sigara yasal ve çok kullanır bir madde olduğu için, eroin genellikle ilk tuzak olarak insanlara bu yöntemle sunulur. Ülkemizin jeopolitik konumu sebebiyle, eroin yakalamaları çok olmakla birlikte, yakalanan miktar ile kullanım arasında bir illiyet bağı yoktur.

     

    ETKİLERİ

     

    Eroin ve diğer afyon bazlı uyuşturucular vücut hareketlerini yavaşlatan özelliktedir. Kullanıcılar sıcaklık, rahatlama, ve kopma hisleri uyandırdığını belirtirler. Fiziksel ve duygusal ağrılar azalmakla birlikte bunlara "ağrıların ertelenmesi" demek daha doğrudur. Bu etkiler çok çabuk ortaya çıkar ve alınan eroinin miktarına ve alış şekline göre birkaç saat sürebilir. İlk kullanımlar bulantı ve kusma ile sonuçlanabilir fakat bu tepkiler sürekli kullanımla giderek azalır.

     

    KULLANIM İŞARETLERİ

     

    Eroin kullanan kişi uyuşuk görünür ve dalar, kusar, kaşınır veya göz bebekleri toplu iğne başı gibi küçülür. Ayrıca; iştahın kapanması, uyku bozukluğu, ağır nefes alma, cinsel isteksizlik ve kabızlık vardır. Yoksunluk çeken eroin bağımlıları genellikle hoş olmayan, üşütmeye benzer bulgulardan yakınırlar. Kusabilir, aşırı terler, mide krampları geçirir, tüm vücutları ağrır, diyare olur, burun akması, sıcak-soğuk kızarmalar, depresyon ve rahatsızlık geçirirler. Eroin yoksunluğu, değişebilmekle beraber, son kullanımdan sekiz saat sonra ortaya çıkar ve üç gün ile bir hafta arası sürebilir. Yoksunluk ikinci ve üçüncü günde zirveye ulaşır.

     

    RİSKLERİ

     

    Enjeksiyon çok miktarda eroinin kan sistemine birden karışmasını sağlayarak ölümcül aşırı doz riskinin en çok olduğu kullanımdır. Burundan çekilmesi de aşırı dozla sonuçlanabilir, özellikle alışık olmayan bir kimse yüksek miktarda kuvvetli bir eroini veya alkol gibi başka uyuşturucu maddeleri karıştırarak alırsa ölüm gerçekleşebilir. Eroinden meydana gelen aşırı dozun belirtileri; ağır ve az nefes alma, kıvranma, koma, ve ölüm olarak listelenebilir.

     

    Pis ve kullanılmış enjektörlerin kullanımı HIV, Hepatit B ve C gibi ölümcül enfeksiyon hastalıkların yayılmasına sebep olmaktadır. Uyuşturucuları enjekte etmek veya enjektör paylaşmak diğer ciddi hatta ölümcül hastalıkların veya enfeksiyonlara sebep olabilir. Bunlardan bazıları endokartis, embolizma ya da kangren, botulizma, tetanoz, ve deri yiyen bakteri olarak nitelendirilebilirler. Son olarak enjeksiyon, apselere (acılı bir cilt yarası) ve takip edici olarak kan zehirlenmesine sebep olabilir.

     

    Bazı kişiler, eroini burundan çekmenin ya da sigara gibi içmenin, bağımlılığa sebep vermeyeceği inancıyla özenebilirler. Fakat birkaç kullanım bile tolerans ve bağımlılıkla sonuçlanır. Bazı bağımlılar eroini sadece yoksunluk krizleri yaşamamak için kullanmaya devam ederler.

     

    Eroin yasa dışı bir maddedir ve bulundurmak veya satmaktan hüküm giymek çok ciddi kriminal cezalarla sonuçlanabilir.

     

    EROİNİN sebep olduğu riskleri ortadan kaldırmanın en iyi yolu hiç kullanmamaktır.

     

     

    KOKAİN NEDİR?

     

    Kokain Güney Amerika'daki And Dağlarında yetişen koka bitkisinin yapraklarından elde edilir. Bölgedeki birçok yerli kabile halen hafif, uyarıcı bir etki amacıyla koka yaprakları çiğnemektedir. Bilim adamları kokaini bitkinin yapraklarından 1860 yılından kısa bir süre önce elde etmişlerdir.
    Kokain hidroklorid (HCL) acı tatlı, beyaz, ince bir tozdur.Burundan çekildiğinde veya enjekte edildiğinde uyuşturur. "Crack" kokainin sigara gibi içilebilir küçük parçalar yada "kayalar" halindeki formuna verilen addır. Crack kokain HCL'nin amonyak veya sodyum bicarbonat (pişirme sodası) ve su ile karıştırılması ve ısıtılarak kokain alkoloidin "baz" karışımın tuzu (hidroklorid) ortaya çıkarılması sonucunda elde edilir. Bu işlem uyuşturucunun gerektiği gibi yanmasını ve daha fazla kokain içeren dumanın elde edilmesini sağlar. "Crack" Tanımı karışımın yakılarak içildiğinde çıkan kırılma seslerinden ortaya çıkmıştır.

     

    BULUNABİLİRLİK & KULLANIMI

     

    Çoğu kullanıcı kokaini buruna çektiği gibi enjekte de edilebilir. Crack yakılarak içilir. Tütün içerisinde ve nargile kullanılır.

     

    Kokain kullanımı, kalp atışını artırır, sahte enerji oluşumunu ortaya çıkarır ve geçici olarak kullanıcılara keyif, güven ve coşku vererek yorgunluğu azalttığı sanılır. Kokain'in efektlerinin süresi alım yoluna ve yoğunluğuna bağlıdır.

     

    Crack maddesi yakılarak içildiğinde yüksek miktarda kokaini ciğerlere göndererek damardan enjekte edilmiş kadar kuvvetli bir etki yaratır. Bu efektler neredeyse hemen ortaya çıkar, çok şiddetlidir ve 5-10 dakika sürer.

     

    KULLANIM İŞARETLERİ

     

    Kokain veya crack kullanan bir kimse normal bir insandan daha enerjik gözükür, konuşur, sürekli kıpırdanır, ve normalden daha fazla çenesini sıkar. Aynı zamanda tetikte olurlar ve hep etraflarına bakarlar. Ortak fiziksel etkiler ağız kuruması, terleme, uyku ve iştah kaybıdır. Bunlarla beraber kalp atışı ve tansiyon da artar.

     

    Sürekli kullanım davranış bozuklukları, rahatsızlık, paranoya ve hatta halüsinasyonlara yol açabilir. Bu efektler uyuşturucu vücuttan çıkana kadar yavaş yavaş azalır. Ağır kokain/crack kullanımının sonradan beliren etkileri kilo kaybı, depresyon, ve bitkinliktir.

     

    RİSKLERİ

     

    Zamanla, kokaini her gün alan birçok kullanıcı uyuşturucuya karşı tolerans geliştirir, yani yarattığı etkileri yeniden yaşayabilmek için daha çok kullanmaya başlarlar. Kokain ve crakin etkilerinin kısa süreli olduğu da düşünülürse kullanıcı sürekli olarak ilk ulaştığı "sanalı" kovalar duruma gelir.

     

    Felç, kalp krizi, ani krizler rapor edilmiş orataya çıkan durumlardır. Kalp hastası olan kişiler yüksek risk altındadır. Kokain / Crack maddesinin kronik, ağır kullanımı kilo kaybı, cinsel problemler, tutarsız düşünme, aşırı değişken ruh hali, paranoya, saldırganlık ve psikoz gibi şikayetler doğurabilir. Bir çok bu gibi kullanıcı fiziksel olarak tükenmiş, olur böylece hastalıklara karşı savunmasızdırlar yani bağışıklık sistemleri zayıflamış insanlardır.

     

    Kokainin buruna sürekli çekilmesi burun zarlarının hasar görmesine sebep olur. Kokain/Crack'in yakılarak içilmesi ciğerlere hasar verir ve hızla artan emme kapasitesiyle birlikte daha fazla kullanıma neden olur. Kokainin enjekte edilmesinin bir çok ciddi riski vardır. Kokainin kan sistemine karışmasına ek olarak, enjektör veya diğer enjeksiyon araçları paylaşıldığında kullanıcılar HIV enfeksiyonu/AIDS ve/veya Hepatit B ve C virüslerine karşı savunmasız hale gelirler.

     

    KOKAİN/CRACK kullanımının risklerini azaltmanın en iyi yolu hiç kullanmamaktır.

     

    İÇE ÇEKİLEN MADDELER NELERDİR?

     

    Diğer uyuşturucuların da içe çekilebildikleri gibi, "içe çekilenler" tanımı genellikle sadece içe çekilebilen maddeler için kullanılmaktadır. Binden fazla ev ve sanayi tipi ürün içindeki maddelerin etkileşimini yaşamak amacıyla içe çekilebilmektedir. İçe çekilen maddeler için tam olarak bir kategori yapmak zordur, çünkü bu maddeler çok değişik tıbbi bulgulara sahiplerdir.

     

    Değişik ürünlerde genellikle bulunan formlarına dayanarak dört temel içe çekilen madde sayılabilir; sıvı uçucular, spreyler, gazlar ve nitratlar.

     

    Sıvı uçucular: Kapağı kapatılmadan oda sıcaklığında bırakıldıklarında uçan sıvılardır (tiner, boya sökücü, benzin, uhu gibi).

     

    Spreyler: Sprey boyalar, bitkisel yağ spreyleri, sanayi tipi koruyucu spreyler.

     

    Gazlar: Tıbbi anesteziler (eter, kloroform, halotan, nitroksit/kahkaha gazı), ve ev gereçleri veya sanayi ürünlerinin içinde bulunan gazlardır. (bütan çakmağı, propan tankı, krem şantı kutusu, buzdolabı gazı).

     

    Nitratlar: Kan damarlarını genişletmek amacıyla kullanılan özel tip içe çekilen maddelerdir. Kasları gevşetir (cyclohexyl nitrat,i amil nitrat, ve bütil nitrat).

     

    BULUNABİLİRLİK & KULLANIM

     

    Kolay ulaşım, düşük fiyat, ve kolay saklayabilme özelliklerinden dolayı içe çekilenler bir çok genç tarafından ilk denenen maddelerin başında gelir. Değişik içe çekilenlerin ortak kullanım yolları arasında buruna çekme, ağızdan nefes alarak içe çekme, bez aracılığıyla sıvı uçucuların ağız veya burundan içe çekilmesi, ve torbalar yardımıyla maddelerin içe çekilmesi şeklindedir.

     

    Maddeler direkt olarak sprey kutularından ya da balon gibi diğer muhafaza ekipmanlarından içe çekilebilirler. Nitroksit diğer gazlardan çok daha sık kötü amaçlı kullanılmaktadır. Krem şanti kutularından ve dolum kartuşlarından kolayca elde edilebilmektedir.

     

    ETKİLERİ

     

    İçe çekilen maddeler ciğerler tarafından çabucak emilir ve kan sistemine geçer, ve kısa yoldan beyin ve diğer organlara ulaşır. İçe çekilen maddeler içindeki kimyasallar değişik efektlere sahip olsalar da bu maddelerin çoğu genellikle hızlı bir sanallık sağlar, alkol zehirlenmesinde olduğu gibi. Böylece kullanıcılar genel olarak heyecanlanma, coşku, dışa açıklık, konuşma kayması, koordinasyon eksikliği, ve baş dönmesi gibi etkilere maruz kalırlar.

     

    İçe çekilen nitratlar damar açıcı özelliğe sahip olduklarından farklı efektlere sahiptirler. Kalp atışı artar ve aşırı ısınma ile beraber heyecanlanmaya sebep olurlar. Etkileri birkaç dakika sürer. Diğer etkileri arasında kızarma, baş dönmesi ve baş ağrısı sıralanabilir.

     

    KULLANIM İŞARETLERİ

     

    İçe çekici madde kullanan bir kimsenin gösterdiği belirtiler aşırı alkol tüketimindeki belirtilere benzemektedir, sarhoş veya karmaşık davranış, konuşmanın kayması, rahatsızlık, ve ertesi gün rahatsızlığı. Ek olarak içe çekici madde kullanan kişilerin ağızlarında ve kıyafetlerinde kimyasal koku, boya lekeleri mevcuttur. Son olarak çevrelerinde kimyasal madde atıklarına, boya kutularına kimyasal maddelere bulanmış bez parçaları ve kıyafetler bulunabilir.

     

    RİSKLERİ

     

    İçe çekilen maddelerin etkisi sadece birkaç dakika sürdüğünden dolayı, kullanıcılar kafasının devamını sağlamak amacıyla saatlerce içe çekme faaliyetine devam ederler. Devam eden içe çekmeler sonucunda kullanıcılarda bilinç kaybı ve ölüm görülebilir. İçe çekilen maddelerin sürekli yoğun olarak kullanımı sonucunda kullananlar genellikle uyuşuk ve baş ağrılarıyla gezerler.

     

    Sıvı çözücüler ve spreyler içinde bulunan yüksek yoğunluktaki kimyasal maddeleri koklamak kalp yetersizliğine ve hatta ölüme sebep verebilir. Bu sendroma genellikle "ani koklama ölümü" denir. Ek olarak içe çekilen maddelerin aşırı yoğunluktakileri oksijen yetmezliği merkezi sinir sisteminin iflas etmesine sebep olarak boğulmayla sonuçlanabilir. Plastik torbalardan bilinçli olarak bu tip maddelerin koklanması veya bu tip maddelerin bulunduğu mekanlarda uzun süre kalmak boğulma ile sonuçlanabilir. Yukarıdaki tehlikelerin yanında içe çekmeden tıkanarak kusmanın sebep olduğu boğulmalar ve motorlu araç kazaları ve diğer mekanik sakatlıklar sıralanabilir.

     

    Kronik olarak bu tip maddelerin etkisinde kalma sonucunda beyin ve merkezi sinir sisteminde ciddi hasarlar ve diğer organlarda belirtiler görülebilir. Bu tip maddelerin sonuç verdiği hastalık ve hasarların genellikle tedavi edilememe ihtimali de vardır. Ayrıca maddelerin yanıcı olması, kullananların algılayışlarının bozulması ile birlikte yangınlara ve bundan doğan sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına hatta ölümlere sebep olmaktadır.

     

    İÇE ÇEKİLEN MADDELERİN sebep olduğu riskleri ortadan kaldırmanın en iyi yolu hiç kullanmamaktır.

     

    LSD NEDİR?

     

    LSD (liserjik asit dietilamid) bilinen en yoğun kafa-karıştırıcı maddelerdendir. 30 mikrogram (gramın milyonda biri) kadar az dozların bile saatler süren efektleri mevcuttur. Tatsız ve kokusuz bir madde olan LSD çavdar ve diğer tahıllarda yetişen bir tür mantar olan, ergot bitkisinin bir bileşiği olan, liserjik asitten üretilir.

     

    BULUNABİLİRLİK & KULLANIM

     

    LSD genellikle ağızdan oral olarak alınır. Elde edilen LSD örneklerinin kuvvetleri doz başı yirmi ile seksen mikro gram arasında değişiklik göstermektedir. Bazen "mikrodot" tyabletler veya "windowplains" jelatin formlarında bulunsalar da, LSD genellikle "kağıt parça asit" olarak satılmaktadır. Bu form tipik olarak kurutma kağıdının LSD içinde ıslatılıp küçük kare parçalara bölünerek elde edilir. LSD'nin sokaktaki veya zamana göre değişik formlarını tanımlamak amacıyla her dozda ve tabakada değişik tasarımlar olduğu görülmüştür.

     

    ETKİLERİ

     

    LSD'nin tecrübesi genellikle önceden kestirilemez ve doz seviyesine, kullananın duyguları ve içinde bulundukları çevreye göre çok değişken olabilir. Efektleri genellikle yarım saat ile 90 dakika arasında, hazım edildikten sonra, başlar ve 12 saate kadar sürebilir. Kullanıcılar sıkça yoğun renkler, bozulmuş şekiller ve ölçüler, ve eşyaların hareket ettiklerinin görüldüğünü belirtmişlerdir. Seslerin bozulması ve yer ve zaman algılamadaki değişimlerde belirtilen ortak tecrübelerdir. Hislerdeki algılama bazen sinestezi olarak bilinen, kişinin renkler görmesi ve sesler duyması olan bir fenomen ile karışır.

     

    LSD etkisi altında iken yaşanan duygusal tepkiler aşırı pozitif ile aşırı negatif arasında değişebilir yani ne olacağı önceden bilinemez. Bazı zamanlar aynı trip (yolculuk) içersinde bile olabilir. Bazı kişiler kendilerinin daha fazla farkında olduklarını ve LSD triplerinin dinsel törenlerdeki ve benzeri tecrübelerde yaşanan etkileşimlere benzediğini belirtmişlerdir. Vücuttan ayrılma hissi de ortak anlatılan tecrübelerdendir.

     

    KULLANIM İŞARETLERİ

     

    Gözlemlenen kısmen hafif etkiler göz bebeklerinin küçülmesi, kalp atışındaki artış, kan basıncının artması ve vücut ısısının artması, terleme, iştah kaybı, uyku, ağız kuruması ve titreme olarak belirtilebilir. Bazı kişiler, LSD'nin etkisi altında iken çok değişken duygusal tepkiler de verebilir. Diğer kişiler ile konuşmada ve ilişkide zorlanmalar görülebilecek diğer etkilerdendir.

     

    RİSKLERİ

     

    Kromozomlara ve beyinde yol açtığı hasarlar bir çok araştırmaya konu olmuştur. LSD maddesinin esas riskleri çoğunlukla psikolojiktir. Akut negatif tecrübeler (bad trip - kötü yolculuk) LSD kullanımı ile anılan en belirgin sorundur. Kötü yolculuklar ilk kez kullananlarda olasıdır, özellikle uygun olmayan mekanlarda doz ayarlaması yanlış yapılarak yaşanır. Hoş olmayan ve korkunç tecrübeler daha çok kullanan kişi zaten tedirgin (örneğin neler olacağı üzerine) veya melankolik ise yaşanmaktadır. Böyle bir kimse paniğe kapılabilir ve paranoya yaşar, özellikle yabancı, yoğun, veya karışık ortamlarda tetiklenmesi daha sık görülür.
    LSD maddesinin merak edilir ve özenilecek etkisi göz önünde bulundurulduğunda kayıtlara geçen kötü yolculukların sayısı 1960lı yılların medya konusu olmasıyla büyük oranda artmıştır. Kötü yolculuk tecrübeleri, medyanın ilgisinin 1960'ların sonuna doğru gittikçe azalmasıyla beraber düşmüştür. Diğer yandan 1070 yıllarında LSD kullananların sayısı artmaya devam etmiştir.
    LSD kullanımı çoğu zaman önceden tahmin edilemeyen ve önemsenmesi gereken bir çıldırma riskiyle beraber anılmaktadır. Bunun yanında kalıcı beyin yıpranmaları da küçümsenmeyecek risklerdendir. Klinik araştırmalar incelendiğinde kronik problemsel etkileri, yaşandığı taktirde, çoğunlukla zaten var olan, madde alımından önce de mevcut psikolojik sorunlardan kaynaklanmaktadır.

     

    Bir LSD fenomeni olan "flasback" (geriye dönüş) halen hafifsenmeyecek kadar kötü sonuçlar yaratmaktadır. Genellikle yaşanan veya korkulan geriye dönüş tecrübeleri çoğunlukla abartılı olsalar da bazı kullanıcılarda görülen "Halisünasyonların sebep olduğu algılama bozukluğu" üzerine çalışmalar devam etmektedir.

     

    Yapılan detaylı araştırmalarda LSD kullanıcılarının şiddetli patlamalara ve garip davranışlara eğilimleri ortaya çıkmıştır. Uçacaklarına inanarak binaların tepelerinden atlayabilirler, kör olana kadar güneşe bakabilir, gözlerini yuvalarından çıkarabilir ve hatta cinayet işleyebilirler.

     


    LSD maddesinin risklerini tamamen ortadan kaldırmak için hiç kullanmamak gerekir.

     

    GHB NEDİR?

     

    GHB (Gama-Hidroksibütrat) merkezi sinir sistemini etkileyen bir depresanttır. Bu madde genel olarak dans kültürü çevresinde görülür ve bazılarınca Ecstasye bir alternatif olarak kullanılır. GHB kapsül ya da toz formunda olabilir fakat en yaygın formu küçük şişelerdeki sıvı GHB dir.

     

    BULUNABİLİRLİK & KULLANIM

     

    GHB genellikle sıvı olarak tüketilen, renksiz ve kokusuz, hafif tuzlu tatta bir maddedir. Tipik olarak yaklaşık 10 kullanımlık küçük şişelerde satışa sunulur. Yarım çay kaşığından bir çay kaşığına kadar değişen dozajı vardır. Çoğu kullanan maddeyi aldıktan 10 dakika ile 1 saat arasında etkisini gösterdiğini ve uçuşun iki ila üç saat sürdüğünü belirtmektedir.

     

    GHB ilk olarak uykusuzluk tedavisi ve vücut geliştiricilerce fiziksel gücü artırma amaçlı kullanılmıştır. Daha sonra yavaş yavaş eğlence amaçlı kötüye kullanımı artmıştır. GHB oldukça yeni bir maddedir ve genellikle genç "kulüp" toplulukları tarafından tercih edilmektedir.

     

    ETKİLERİ

     

    GHB' nin kullanım ertesi etkileri alkole çok benzer. Kullananlar çekinmesiz, rahat ve coşkulu bir hisse kapıldıklarını ve müzik ve dansa karşı daha istekli olduklarını belirtmişlerdir fakat bununla beraber bulantı, uyuşukluk, hareketsizlik ve ağız kaymasına sebep olabilir.

     

    KULLANIM İŞARETLERİ

     

    Alkole benzer etkilerinden dolayı, kullananlar sarhoş gibi görünebilirler. Rahatlamış, daha konuşkan görülebilir ve sanal sosyalleşme gerçekleşir, dansa olan ilgileri artar ve coşkuya kapılırlar. Yüksek dozlarda alındığında baş dönmesi, bulanıklık, anlaşılmazlık meydana gelebilir ve kontrol edilemeyen fiziksel hareketlere sebep olabilir.

     

    RİSKLERİ

     

    GHB denetim altında olmadığından konsantrasyonu çok değişken olabilir ve kullanıcılar her defasında alınan miktarın güvenli olup olmadığını bilemezler. Kullananlar bir saat içerisinde etkilerini göstermediğinde az tükettiklerini düşünerek daha fazla tüketebilirler. Maddenin etki süresi değiştiğinden bu gibi durumlarda aşırı doz riski yüksektir. GHB den aşırı doza maruz kalan bir kimse bilincini kaybeder (GHB Koması) ve tepki gösteremez. Aşırı doz nefes almayı da engelleyebilir ve kusmaya sebep olabilir.

     

    GHB bağımlılık yapar ve yoksunluk krizleri vardır. Maddeye aşırı ihtiyaç duyma, artan kalp atışı, yükseklik korkusu, uykusuzluk, aşırı sayıklama ve rahatsızlık ortaya çıkan durumlardır. Bu bulgular yaklaşık iki hafta veya daha fazla sürebilir.

     

    GHB "tecavüz uyuşturucusu" olarak adlandırılmaya başlanmıştır çünkü bu madde kişiyi bilinçsiz veya hareket edemez bir hale sokabilir. GHB gibi sıvı maddeler fark edilmeden içki içerisine karıştırılabildiklerinden, içkinizi başı boş ve yabancıların bulundukları ortamlarda bırakmamalısınız. Örneğin cola içmek istediğinizde garson colanızı açmadan getirsin, böylece kendi güvenliğinizi kolayca almış olursunuz.

     

    GHB nin getirdiği riskleri azaltmak amacıyla madde alkol ve diğer depresantlarla karıştırılmamalıdır. Riskleri tamamen ortadan kaldırmak için en iyi yöntem GHB'yi hiç kullanmamaktır.

     

    GHB nin sebep olduğu riskleri ortadan kaldırmanın en iyi yolu hiç kullanmamaktır.

     

     

    KETAMİN NEDİR?

     

    Ketamin bir "dissosiyatif anestetik" tir, yani kullananlarda çevrelerinden ya da acılarından bağlantısız veya kopukluk hissi yaratır. Uyuşturucunun efektleri phencyclidine (PCP) ile benzerdir.

     

    Hap, sıvı ve toz formlarında bulunur. Ketamin medikal ihtiyaçlarda kullanılan denetim altında olan bir maddedir. Genellikle veteriner anestezi ihtiyaçlarında kullanılır. Dağıtımı çok sıkı bir şekilde gözlemlenir ve medikal olmayan kullanım için bulundurmak yasa dışıdır, cezalandırılır.

     

    SOKAK İSİMLERİ

     

    K, Special K, vitamin K, Ketalar, Lady K, özel K, vitamin K, "Ketalar SV" ve "Cat Valiums". Ketamin kullanıcıları tecrübesine ve/veya efektlerine trip. K alanı veya K deliği olarak tanımlayabilirler.

     

    BULUNABİLİRLİK & KULLANIM

     

    Hayvan ameliyatlarında kullanıldığı için, veterinerlerde, hayvan hastanelerinde bulunur. Bunlara yakın insanların kontrolü sayesinde kaçağı ile karşılaşmak pek mümkün değildir.
    Eğlence amaçlı kullananlar bazen Ketamini enjekte eder ya da içerler. Çoğunlukla kullananlar beyaz bir toz haline gelmesi için Ketamini pişirir ve burundan çekerler. Yutulduğunda Ketamin fiziksel tepki olarak uyuşukluk, ağrı kesici, hissizlik ve sanal rahatlama gösterir. Alım şekline göre maddenin efektlerinin hissedilmesi dört ile yirmi dört dakika arasındadır.
    Geçen yirmi yıl içersinde, Ketaminin elektronik müzik çevresine girişiyle güçlü bir uyarıcı olarak maalesef ünü artmıştır.

     

    ETKİLERİ

     

    Ketaminin efektleri alınan doza göre değişir. Küçük dozlarda bir rüyada gibi uçma hissi uyandırır. Kullanıcı çevresinden ve vücudundan uzaklaşma yaşar. Eller ve ayaklar hissizleşir ve etkilenmeleri güçleşir. Etkisi altında iken duygular çok çabukça değişebilir. Kullanıcılar kalkıp dans etmeye yönelebilirler, fakat yüksek dozlar hareket etmeyi zorlaştırır. Hareket edememe "K-Deliği"nde olmak ile ifade edilir.

     

    Çok yüksek dozlar kullanıcılarda anestetik etkisi veya bilinç kaybı gösterir. Kullanan yaralansa bile uyanmaz, çünkü vücudunun veya çevresinin farkında değildir. Bazıları yaşadıklarını hatırlamaz.

     

    KULLANIM İŞARETLERİ

     

    Ketamin almış veya verilmiş bir kişi çok sarhoş bir kişiden daha fazla sakarlaşır - tehlikeli biçimde - çünkü kişi uyarılmış ve fiziksel tehlikeler tarafından uzak hisseder. Ketamin kullanıcıları bir an heyecan ve şaşkınlık diğer bir an da tamamen değişik hislere kapılabilir. Konuşmaları kayar, manasız konuşur ve kafası karışmış gibi görünür. Kalp atışlarında bir artma olabilir. Yüksek miktardaki Ketemin kullananın hiç hareket edememesine neden olur. Yere yığılabilir veya hareketsiz kalabilir. Uyanık fakat tepki gösteremeyecek durumda olabilir. Kusma görülebilen tepkilerdendir.

     

    RİSKLERİ

     

    Uyuşturucu Kullanım Uyarı Ağı'nın (Drug Abuse Warning Network - DAWN) verilerine göre Amerikalı medikal uzmanlar tarafından belirlenen 1994 ile 1999 yılları arasında Ketamin bağlantılı ölümlerin sayısı kırk altıdır. "K-Deliği"nde veya uçuşta iken yaralanmak çok kolaydır. Bu kazalar ölümcül olabilir. Ketamin psikolojik gereksinme yaratabilir ve bağımlılıkla sonuçlanır. Sürekli kullanım bilinçte rahatsızlık yaratır ve nevroza ya da diğer sinirsel bozukluklara sebep olabilir.

     

    Ketamin "günlük-tecavüz uyuşturucusu" olarak etiketlenmiştir, çünkü etkisi altındaki kişi bilinçsiz veya hareketsiz böylece saldırıya karşı savunmasız durumdadır.

     

    KETAMİNİN sebep olduğu riskleri ortadan kaldırmanın en iyi yolu hiç kullanmamaktır.

     

    ANABOLİK STEROİDLER

     

     

    NEDİR?

     

    Anabolik steroid erkek hormonlarına benzer yapıda olup içerisinde erkek hormonu ihtiva ederler. Anemi ve kas cerrahisinde kullanılırlar. Astım ve egzama iltihaplanmalarında kullanılan diğer steroidlerle karıştırılmamalıdır.

     

    BULUNABİLİRLİK & KULLANIM

     

    Yutulabilir tabletler halinde bulunurlar. Enjeksiyon için likit formları da bulunabilir. Vücut geliştirmeciler, atletler ve diğer spor dalları ile uğraşanlar arasında performans arttırıcı gücü nedeniyle maalesef popülerdirler. Bazı kişilerin, önerilen dozun 10-100 kere fazlasını aldıkları da gözlemlenmiştir. Piyasada çok miktarda sahte anabolik steroidler satılmaktadır. Bunların sahte olmaları nedeniyle herhangi bir etkileri yoktur. Kullanıcılar aslında hiçbir aktive edici etkisi olmayan maddeleri satın almaktadırlar. Bu tip anabolik sterodilerin veterinerlik sahasında kullanıldığı da bilinmektedir.

     

    ETKİLERİ

     

    Kullanıcılar ilacın kendilerini agresif yaptığını belirtmektedirler. Sporcular bu ilaçlar sayesinde daha yoğun antrenman programı uygulayabildiklerini belirtmektedirler.
    Sporcular tarafından katı bir egzersiz programı beraberinde kullanıldığında kas kütlesi oluşturmaya yardımcı olmaktadır.
    Yorucu ve ağır egzersizlerin negatif etkilerini atlatmada yardımcı olabilir.

     

    KULLANIM İŞARETLERİ

     

    Steroidler fiziksel olarak bağımlılık yapıcı değildirler ancak kişiyi hızlı bir şekilde psikolojik olarak bağımlı hale getirebilirler. Kullanılmadığı taktirde, geri çekilmeyle beraber, kişi de uyuşuk ve depresyon belirebilir.

     


    RİSKLERİ

     

    Normalde sakin olan kişiler saldırganlaşabilirler. Genç iseniz, anabolik steroid kullanımı gelişiminizi (büyüme sürecinizi) durdurabilir. İlaç enjeksiyonu; damar yapısının bozumu, ülser veya kangren oluşumuna neden olabilir. Kirli veya birden fazla kişilerce paylaşılan iğneler HIV veya hepatit yayılımını hızlandırabilir. Erkekseniz; ereksiyon problemi yaşayabilir, kadınsanız göğüslerinizde büyüme olabilir, sivilceleriniz çıkabilir. Kadın kullanıcılarda yüzde kıllanma, seste kalınlaşma, göğüslerde küçülme ve menstruasyon (period) problemleri ortaya çıkabilir. Ruh hallerinizde; değişkenlik, gelgitler oluşabilir ve bu durum netice de uzun vadeli bir depresyona kadar gidebilir.

     

    ANABOLİK STEROİDLERİN risklerini tamamen ortadan kaldırmak için maddeyi hiç kullanmamak en iyi yöntemdir.

     

     

    METAMFETAMİN NEDİR?

     

    Metamfetamin, anfetamin ailesinden gelen, Ritalin, Adderal, ve Dexedrin gibi bir çok reçeteyle satılan ilaçlarda da bulunan, yasadışı bir uyarıcıdır. Metamfetaminin bir çok değişik formu mevcuttur. “Speed” (Hız) genel olarak metamfetamin tuzu (HCI tozu), olan beyaz veya kırık beyaz bir tozdur. “Crystal” (Kristal) maddenin baz haline verilen addır, kırık cama benzer kristal parçacıkları formundadır. “Ice” (Buz) kristal metamfetaminin daha yüksek bir seviyesidir ve bir takım kimyasal süreçlerden geçerek cam gibi görünmesi sağlanmıştır.
     
    BULUNABİLİRLİK & KULLANIM

     

    Üretim endüstrisindeki yasa dışı patlamayla beraber metamfetaminin Amerika’da bulunabilirliği hızla artmıştır. Kullanım Hawaii’de ve kullanımın yıllardır popüler olduğu batı Amerika’nın metropolitan bölgelerinde en yüksek, seviyelerdedir. Son zamanlarda, kullanımı, doğu sahilini de içine alacak şekilde yayılmıştır. Amerika’da çok önemli bir kullanım olmakla birlikte Metamfetamin kullanımı ülkemizde sık görülen bir durum değildir.

    Metamfetamin kullanıcılar tarafından yutulabilir, burundan çekilir, yakılarak içilir ve enjekte edilmektedir. Hızlı ve uzun süren etkisinden dolayı metamfetamin gece kulübü ve dans kitlesinin seçtiği uyuşturucu maddelerden biri olmuştur

     

    ETKİLERİ

     

    Metamfetamin maddesi ne şekilde hazmedilirse edilsin, maddeyi kullanan kişi  bir “rush” (acele, telaş) veya coşku ve kendine güven hissine kapılır. Metamfetaminin etkileri genel olarak kalp atışında ve kan basıncında artış, uyanıklık, iştahsızlık, artan enerji, fiziksel aktivite ihtiyacı ve uykusuzluk olarak görülür.

     

    KULLANIM İŞARETLERİ
    Sık ve/veya ağır kullanıcılarda göz bebeklerinde büyüme, sürekli konuşma, terleme, diş gıcırdatma, halsizlik ve titremelere rastlanabilir. Metamfetamin kullanan kişi sinirli veya rahatsız bir hale gelebilir. Bazı ağır kullanıcılar paranoid olabilir ve özellikle işitsel halüsinasyonlar görebilir.
     
    RİSKLERİ

     

    Metamfetaminin her türlü alımı hemen etkiler ve bağımlılık şansını arttırır, yakılarak içildiğinde kullanıcıyı içe çekilen dumanda bulunan çok sayıda bilinen ve bilinmeyen tehlikelere maruz bırakır. Metamfetaminin enjekte etmek bir çok riskle bağlantılıdır, bağımlılık, aşırı doz, damar tıkanması, kan sistemi enfeksiyonları ve şırınga paylaşımı ile HIV ve Hepatit B, C gibi diğer enfeksiyonların bulaşması bunlardan bazılarıdır. Metamfetaminin aşırı dozları krizlere, kalp krizlerine ve felçlere sebep olabilir. Devamlı aşırı kullanımın beyin ve vücut üzerindeki hasar verici etkileri en çok ilgi uyandıran yanı olmuştur.
    Metamfetamin kullanımı uykusuzluk, iştahsızlık, artan kan basıncı, paranoya, psikoz, saldırganlık, düzensiz düşünme, aşırı değişken ruh hali, ve bazı zamanlar halüsinasyonlara yol açabilir. Bir çok kullanıcı tükenmiş duruma gelir ve bu da onları çeşitli hastalıklara maruz bırakır. Ağır kullanıcılar tarafından metamfetamin kullanımının kesilmesi ağır depresyon, letarji ve korku dolu yoksunluk krizleri yaratabilir.
    Bazı çalışmalar aşırı dozlardaki metamfetaminin, ruh hali ve hafızayı kontrol eden beyindeki bir kimyasal olan dopamin reseptörlerine zarar verdiğini göstermektedir. Bu konu üzerine çalışmalar halen devam etmektedir.

     


    Metamfetaminin risklerini tamamen ortadan kaldırmak için maddeyi hiç kullanmamak en iyi yöntemdir.

     

     

    Neden Kullanım ve Bağımlılık? Neden ‘Uyuşturucu’ Değil?

     
    • Uyuşturucu sözcüğü dar bir kapsamda kullanılmaktadır.
    • Bağımlılık yapan maddelerin hepsi ‘uyuşturucu’ değildir. Uyarıcı olanları da vardır.
    • ‘Uyuşturucu’ tanımı tütün ve alkol kullanımını kapsamaz.
    • Tütün ve alkol bağımlılık yapan maddelerdir.
    • Madde kullanımı ve bağımlılığı dendiğinde ise ayrım yapmaksızın tüm bağımlılık maddeleri anlaşılır.

     

    Bağımlılık Nedir?

     

    • İnsanın yaradılış özelliği ile ilgili olarak vücudunun hiç de ihtiyacı olmadığı halde herhangi zararlı bir maddenin, vücuduna girmesini sağlayarak, bu maddeyi vücuduna alıştırması, devamında da bu maddeyi bırakamamasına bağımlılık denir.
    • Bağımlılık yapan maddeyi vücuduna tanıtan insanın hayatının her anında o madde ile ilişki içerisinde olması kaçınılmazdır.
    • Bu ilişki insanın özel hayatının pek çok alanını kapsar ve insanın diğer tüm maddi-manevi ihtiyaçlarının önüne geçer.

     

    Bağımlı Hale gelen bir insanın kaybedecekleri!
    • Özerklik
    • Özgüllük
    • Özdenetim
    • Özgüven
    • Özgürlük

    İnsanoğlunun onurlu ve insani prensipler içerisinde yaşamasını sağlayan bu 5 özellik, bireyin herhangi bir maddeye bağımlı hale gelmesiyle birlikte değişime uğrar hatta yok olup gider!

     

    Madde doğal veya yapay nitelikli kimyasallara verilen isimdir.

     

    • Tıp alanında -hekim denetiminde- tedavi amacıyla,
    • Tıp alanında -hekimden bağımsız- tedavi dışı amaçlarla,
    • Tıp dışı ve farklı amaçlar için üretilmiş olmasına karşın insan tarafından tüketilen kimyasallara bağımlılık maddeleri denir.

     

    Bağımlılık yapan maddeler

     

    • Beyin ve bağlantılı organları(Merkezi Sinir Sistemi) doğrudan, 
    • Beyin ve bağlantılı organları(Merkezi Sinir Sistemi) dolaylı etkileyerek:
    • “Sahte bir İyi Oluş” hali yaratırlar.
    Sahte İyi Oluş Hali
    • Bağımlılık yapan maddelerin Beyin Ödülleme Sistemi üzerindeki etkisidir.
    • Öznel bir hoşnutluk söz konusudur.
    • Her birey için farklı bir şiddeti vardır.
    • Etkisi zamanla sınırlı ve geçicidir.
    • Beyin Ödülleme Sisteminin doğal yolla uyarılması doğal hoşnutluk yaratmaktadır.
    Madde Kullanımı ve Bağımlılığı
    • Madde kullanımı, bağımlılık yapan maddelerin sahte iyi oluş hali sağlamak amacıyla vücuda dahil edilmesidir.
    • Madde kullanımının, biyolojik süreçlere bağlı olarak ortaya çıkardığı bedensel-ruhsal-toplumsal sorunlar ise, bağımlılıktır.

     

    Bağımlılık Süreci Gelişimi

     

    • Madde kullanımı ile duygu, düşünce, davranış ve tutum farklılaşır.
    • Miktara bağlı olarak bu durum her birey için değişik bir süreyi kapsar.
    • Bireyin gerçekliği kavrayışı etkilenir.
    • İlk seferden sonra tekrarlayan kullanım olasılığı yüksektir.
    • Sonraki zamanlarda aynı etkinin sağlanması için kullanım sıklığı ve/veya miktarı artabilir.
    • Bu kısır döngünün yerleşmesiyle birey  bağımlılık sürecine girmiş olur.
    Bağımlılık Süreci: Değerlendirme Ölçütleri
    • Madde arama davranışının yoğunluğu
    • Madde kullanma sıklığının artması
    • Madde etkisine tolerans gelişmesi
    • Yoksunluk/kesilme belirtilerinin varlığı
    • Bu belirtilerin madde kullanımı ile yatışması veya giderilmesi
    • Zihinsel olarak madde kullanımına dair uğraş ve kurguların yoğunlaşması ve davranışın buna göre şekillenmesi
    • Süreç oluştuktan sonra madde kullanımına ara verilse bile bağımlılık olgusu yok olmaz. Kullanımla birlikte birkaç hafta içinde tekrar ortaya çıkar.


    BUNLARDAN ÜÇ TANESİNİN VARLIĞI BAĞIMLILIK LEHİNE DEĞERLENDİRİLİR.

     

     

     

    Bağımlılık sürecini etkileyen unsurlar

     

    • Madde kullanımın bağımlılığa dönüşmesi temelde biyolojik bir olgudur.
    • Bireysel ruhsal özellikler,
    • Çevresel nedenler;
    farklı biçim ve düzeyde sürecin alacağı en son şeklin belirlenmesinde rol oynarlar.
    • Bağımlılık Biyo Psiko Sosyal bir sorundur.

     

    Bağımlılık Süreci: Belirleyici Etmenler(I)

    • Kullanılan maddenin Etkileme Süresi
    • Kullanılan maddenin Etki Şiddeti
    • Bağımlılık maddesi MSS’ni  ne kadar kısa sürede ve ne kadar şiddetle etkiliyorsa o ölçüde bağımlılık gücü taşımaktadır.

     

    Bağımlılık  Süreci: Belirleyici Etmenler(II)


    • Kullanan kişinin yapısal özellikleri
    • Kullanan kişinin ruhsal yapı özelliği
    • Yapısal özellikler bazı insanlar için madde kullanmayı zorlaştırırken, beyinde eksikliği saptanmış kimi maddelerin kişiyi madde kullanmaya yatkınlaştırdığına dair bulgular vardır.
    • Ruhsal zorlukların ve bozuklukların seyri sırasında madde kullanma davranışının ortaya çıktığı yaygın bir kanıdır.
    • Belli kişilik özellikleri taşıyan insanların madde kullanmaya yatkınlığından söz edilmektedir.

    RUHSAL YAPI ÖZELLİKLERİ MADDE KULLANIMI VE BAĞIMLILIĞINI  TEK BAŞINA AÇIKLAYAMAZ! GENELLEME YAPMAKTAN VE ÖNYARGIYLA YAKLAŞMAKTAN KAÇINMAK GEREKİR.

     


    Bağımlılık Süreci: Belirleyici Etmenler(III)

     

    • Maddeye ulaşmak ve
    • Maddeyi temin etmek kolaysa o maddenin kullanımı yaygınlaşır.
    • Akran grubu ve
    • Aile sosyal öğrenmenin en temel iki ortamı olup madde kullanmaya başlamakta önemlidir.
    • Toplumsal Çevrenin madde kullanımına yönelik tutum alışı birey için ödülleyici veya caydırıcı bir etki taşır.


    MSS VE BAĞIMLILIK SÜRECİ: Kullanım ve Temas
    MSS VE BAĞIMLILIK SÜRECİ: Kullanım ve Değişme
    -Hücresel öğrenmenin başlaması-
    MSS VE BAĞIMLILIK SÜRECİ: Bağımlılığın Yerleşmesi
    -Hücresel öğrenmenin tamamlanması-
    Hücresel Öğrenme: Sonuç ve Çıkarımlar
    • Hücre yapısı ve işlevi, insan türü için özdeştir.
    • Kişinin eğitimi, toplumsal konumu, gelir düzeyi vb. etmenlerin bu özdeşlik üzerinde belirleyici bir etkisi yoktur.
    • Madde kullanan herkes için bağımlı hale gelme riski eşittir.
    • Kullanımı emniyetli bir bağımlılık maddesi yoktur.
    • Hücresel öğrenme süreci herkes için eşdeğer bir seyir özelliği taşır.

     

    Kaynak: Prof. Dr. Yıldırım DOĞAN

     

    Anne Babalar!

    Çocukların suça yönelmelerinde ailelerin etkisi ve önerilerimiz!

    Çocuk suçluluğu; Türkiye dahil bütün ülkeleri yakından ilgilendiren, suç işleyen çocukların kendilerine, ailelerine, suçu işledikleri hasım taraflara, suçun işlendiği yöreye ve topluma zarar veren çok önemli sosyal bir sorundur.

    Ceza hukukuna göre, suç yasanın cezalandırdığı harekettir. Ancak çocuk suçluluğunda her ne kadar ergenlik, bazı kalıtsal etkenler ve beden kusurlarının suçluluğunda etkili olabileceği teorileri destek görüyorsa da, günümüzde daha çok çevre faktörlerinin etkili olduğu kabul edilmektedir. Sevgi yoksunluğu, yanlış veya eksik eğitim, baskıcı disiplin yöntemleri, çocuk istismarı, iç ve dış göçlerin oluşturduğu kültür çatışmaları, gecekondulaşma, yöresel gelenek ve görenekler, ekonomik bunalımlar, çocuğun çalışmak zorunda kalması, parçalanmış aileler, ailede suçlu birey örnekleri ile kitle iletişim araçlarındaki şiddet ve suçlarla ilgili programlar çocukları suça iten nedenler arasında sayılabilir. Çocukların en çok işlediği suçların kapkaç, hırsızlık ve gasp olduğu görülmektedir.

    Genellikle çocuğun ihtiyaçlarının karşılamaması neticesinde yarı açlık durumunun özellikle mala yönelik suçlara zemin hazırladığı görülmektedir. Gerçekte tehlikenin en büyüğü, ebeveynin sevgi ve şefkatinden yoksun olmaktır. Hırsızlık yapan çocuk, bu yolla maddi gereksinimlerini gidermekten çok ailenin ve okulun denetiminden uzak kalmanın verdiği bir başıboşlukla suça yönelmekte, sevgi ve sevecenlik eksikliğini gidermek için bu yola başvurmaktadır.

    Çocuk suçluluğuyla ilgili yapılan araştırmalar erkek çocukların kız çocuklarına göre çok daha fazla oranda suç işlediklerini göstermektedir. Ülkemizde de suç işlemiş erkek çocukları kızlara göre bir hayli yüksek orandadır. Hemen hemen suç işleyen çocukların %95'inden fazlası erkektir diyebiliriz.

    Toplumumuzun sosyal yapısı nedeniyle erkek çocuklar evleri dışında daha serbest olabilmekte, üzerlerindeki aile denetimi daha az olmakta, çeşitli arkadaş gruplarına katılıp anti sosyal faaliyetler ve suç işleyebilmek için daha kolay zemin bulabilmektedirler. Okul, çocuğun ilk sosyal deneyimleri elde ettiği yerdir.Suç işlemiş çocuklar, ailenin eksikliğini giderecek, denetlemeyi ve toplumsallaşmalarını sağlayacak okul olanaklarından da yeterince yararlanamamışlardır.Çocuğun eğitim düzeyinin düşük olmasının yanısıra, suç işlediği esnada genellikle okulla ilişkisinin kesik olduğu dikkat çekmektedir.

    Suç işlemede arkadaş çevresinin rolü de önemlidir. Çevreyle iyi iletişim kuramayan çocuklarla, otoriteye başkaldırma eğilimi gösteren çocuklar belirli bir arkadaş grubuna katılmakta, bu grupta sosyal kabul görme ve bir statü sahibi olabilmek için grup dayanışmasına gereksinim duymaktadırlar. Bu beraberlik zaman içinde ergenlik çağının özelliklerinin de etkisiyle bir suçluluk çetesine dönüşebilmektedir. Suç işleyen çocukların arkadaşları arasında suçlu ve alkol kullananların çoğunlukta olduğu belirlenmiştir.

    Ergenlik döneminin kendini arama, kurulu düzene başkaldırma, çelişkiler ve belirsizlikler içinde bulunma şeklinde özetlenebilecek bazı özellikleri, gençte onu destekleyecek, değerlerini paylaşacak ve bu ölçüde de özdeşleşebilecek bir arkadaş grubu özlem ve ihtiyacını doğurmaktadır. Katıldığı grupta suçlu gençlerin oluşu, sonuçta onun suça yönelmesine yol açabilmektedir.

    Çocuk suçluluğu ile ilgili yaptığımız çalışmalarda özellikle mala yönelik suçlarda gruplar halinde suç işleme oranlarının %50'lerin üstüne çıktığı görülmüştür. Okur yazar olmayan çocuklarda toplu halde suç işleme oranı %60'lara dayanmaktadır. Okur yazar olmayan çocukların çevreyle uyum sağlamaları daha güç olduğundan sosyal dayanışmaya ve bu tip arkadaş gruplarına ihtiyaçları daha fazla olmakta ve toplu suç işleme eğilimleri diğerlerine göre artmaktadır. Yine küçük yerleşim birimlerinden büyük şehre göç etmiş çocuklarda da, sosyal dayanışma ihtiyacının fazla olması nedeniyle daha yüksek oranda gruplar halinde suç işleme oranı tespit edilmiştir.

    ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTLERİ VE GENÇLİK:

    Ülkemizde işlenen suçlara katılımın özellikle büyük çoğunluğunu gençlerin oluşturduğunu yada suç işleme konusunda ilk oluşumun küçük yaşlarda başladığı bir gerçektir. Her ne kadar reşit olmayan ve kendi başlarına gelecekleriyle alakalı yön verme konusunda mutlak iradeye sahip olmayan bu grubun, yapmış oldukları işlerde; gerek düşünce planında, gerekse eylemde kendilerinden daha çok dış kaynaklardan etkilenmektedir. Bunları sıralayacak olursak ; küçük yaştan itibaren bilinç altına yer eden birikimlerin bilinçsiz ebeveynler tarafından verilmesi veya yanlış verilmesi aile içerisinde çok fazla çocuğun bulunması, ebeveynlerin karşılaşmış olduğu maddi imkansızlıklar, ileriye yönelik uzun vadeli bir eğitimin olmaması, yakın sosyal çevreden kopukluk yada ters istikamette zararlı etkileşim, ufak yaşta hayata atılma, bunlardan kaynaklanan bir kısım beklentilerinin olması, şöyle ki “aldıklarından daha çok kaybettiklerinin farkında olmayışları yada mukayesesini yapamamaları” neticesinde ortaya çıkan kontrolsüz bir netice;

    Suç işleyen çocukların çoğunluğunu aile korumasından uzakta olan sokak çocukları oluşturmakla birlikte, başta ekonomik sorunlar olmak üzere çeşitli sorunların etkisi altında köyden kente göç eden çocuklar ve aileleri kent yaşamına uyum sağlayamamakta, geçim derdine düşen aile fertlerinin ilgisizliği sonucu veya yoksulluk ve eğitimsizlik sebebiyle çok çocuklu ailelerde yetişen çocuklar küçük yaşlardan itibaren çalışmaya başlamakta, bu gibi sebeplerle yaşam mücadelesi verip, basın ile televizyonda yayınlanan mafya vari dizilerdeki kahraman karakterlere özenti göstererek hiçbir zaman sahip olamadıkları “ilgi, alaka, saygı, para, kariyer ve doğal neticesi olarak güce” kavuşabilme amacıyla neticesini düşünmeden organize suç örgütlerine katılıp, rahatça suç işlemekte ve organize gruplar tarafından kullanılabilmektedirler.

    Son yıllarda televizyon kanallarında yayınlanan yerli yapım dramalarda büyük bir çoğunlukla mafya tiplemeleri olan "Deli Yürek, Yılan Hikayesi, Aynalı Tahir” vb. dizilerde yaratılan karakterler de, çocukların bu gibi karakterlere sempati duymalarını sağlamaktadır. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinin de katkılarıyla yapılan “Mafya dizilerinin gençlik üzerindeki etkisi” konulu çalışma neticesinde de “TV kahramanlarının statü ve pozisyonları, onu modelleyen gencin yoksun olduğu olanak ve niteliklerini işaret etmektedir” sonucunu çıkarmıştır.

    Bu nedenle ailelere çok büyük görev düşmektedir:

    Aile içerisinde bebeklikten itibaren bilinçli bir eğitimin verilmesi. "Okula başlayınca öğretmen onu hizaya sokar. Öğretmen onun hakkından gelir." demeyin. Çünkü eğitim okuldan önce evde başlar. Çocuğun maddi olduğu kadar duygusal ihtiyaçlarının da karşılanması ve değer verilmesi. Küçük yaştan itibaren okul eğitiminin sağlanması. Aynı zamanda okulda verilen eğitimle, ailede verilen eğitim birbiriyle tutarlı olmalıdır. Ailelerin kontrol edebilecekleri kadar çocuk sahibi olması. Çocuğun içerisinde bulunduğu sosyal çevrenin önemi ve ailenin bu konuda seçici olması. Çocuğun örnek alabileceği karakterlerin eçimi konusunda ailenin dikkatli davranması. Özellikle okul ve okul dışındaki arkadaş seçiminde çocuğun yönlendirilmesi.

    SEVGİLİ ANNE VE BABALAR!

    Çocuğunuzu her haliyle kabul edin. Onu sevin, sevmeye ve sevilmeye hepimizin ihtiyacı var. Şimdiden karşılığını yıllar sonra alacağınız bir yatırım yapın ve çocuğunuzla ilgilenin. Çocuğunuzla kurduğunuz ilişki ömür boyu kuracağınız ilişkinin temelini oluşturacaktır. Temeli iyi atın ki binanız sağlam olsun. Çocuğunuza iyi bir örnek ve iyi bir model olun. Ona ne verirseniz, size de aynısını geri verecektir. Doğru, dürüst olmasını istiyorsanız. Siz de yalan söylemeyin. İçinizdeki çocuğa seslenin, onu oradaki uykusundan uyandırın. Kendi çocukluk yıllarınıza dönün. Neler hissettiğinizi neler yaşadığınızı düşünün. Çocuğunuzu anlamak şimdi daha da kolaylaşacaktır. Çocuğunuz kendisini sizin yerinize koyamaz, çünkü o sizin yaşadıklarınızı henüz yaşamadı. Ama siz kendinizi onun yerine koyabilirsiniz.

    Unutmayınız ki;

    “Çocuk yetiştirmek dünyanın en zor sanatıdır.”

    Organize suç örgütlerinin çıkar sağlamak için suçta kullandığı çocukları, parçalanmış, aile düzeni olmayan, aile korumasından uzakta olan çocuklardan seçtikleri unutulmamalıdır. Ülkemizdeki kültürel yapının da doğal bir sonucu olarak; okul çağındaki gençlerin sosyal kabul ve statü arayışı içinde olmaları nedeniyle çıkar amaçlı suç gruplarına sempatiyle yaklaştıkları, aile ve çevre kültürlerinin zayıf olma durumlarında bu grupların bir parçası durumuna geldikleri görülmüştür. Bu kategorideki gençlerin bilinçlendirilmesi, suç örgütlerinin gerçek yüzlerinin kendilerine anlatılabilmesi için başta aileler ve eğitici pozisyonunda olan kişiler olmak üzere tüm topluma önemli görevler düşmektedir.

    SİZ VE ÇOCUĞUNUZ ORGANİZE SUÇLAR VE KAÇAKÇILIK OLAYLARINDAN NASIL KORUNABİLİRSİNİZ?

    Bilindiği üzere Organize Suç Örgütlerinin ortaya çıkış sebepleri içerisinde Siyasi Otorite boşluğu, Ekonomik istikrarsızlık ile Sosyal dengenin oluşturulamamasıdır. Bu durumda Organize Suçlar ve Kaçakçılık Olaylarından korunma konusunda en büyük görev her ne kadar Devletimize düşse de, bu tür olayların meydana gelmemesi yada meydana gelen olayları bir an önce açığa kavuşturulabilmesi için vatandaşlarımıza da bazı görevler düşmektedir.
    Bundan yüzyıl sonra banka hesabınızda kaç paranızın olduğunun, hangi tür bir evde oturduğunuzun ya da ne çeşit araba kullandığınızın hiç önemi kalmayacak.

    Ancak; Bir çocuğun hayatında etkili olabilirsiniz dünya daha farklı olacaktır.

    Toplumun temeli ailedir. Sağlam temellere oturtulmuş ailelerden oluşan toplum da güçlü olur.

    AİLE VE YAKIN ÇEVRENİN DİKKATİNE! Gencin içinde bulunduğu aile, okul, yakın çevre alkol kullanan, bağımlı olan genci ne kadar erken fark eder, ona yardımcı olmaya çalışırsa, gencin bağımlılıktan kurtulma şansı o kadar artar. Bu nedenle, erken teşhis belirtilerinin bilinmesi çok önemlidir. Teşhis belirtileri fiziksel ve ruhsal-toplumsal olarak iki grup içinde toplanır. Bunların birkaçının bir araya gelmesi alarmı harekete geçirir.

    FİZİKSEL TOPLUMSAL RUHSAL

     

  • Bitkinlik
  • Dalgınlık
  • Uyuklama
  • Uyku bozukluğu
  • Konuşma güçlüğü
  • Burun akıntısı
  • Terleme
  • Titreme
  • Dengesizlik
  • Gözde kanlanma
  • Göz bebeğinde daralama
  • Yüzde kızarma-soğukluk
  • Kabızlık
  • İshal
  • Mide-Bağırsak yakınmaları
  • Yürüme bozukluğu
  • Solunum güçlüğü
  • Ağrılar
  • Duygu durumu değişikliği
  • İlgi-istek kaybı
  • Donukluk
  • Bilişsel bozukluklar
  • Başarıda azalma
  • Bakımsız dış görünüş
  • Gerçek dışı konuşma
  • İçe kapanma
  • Çevre değişikliği
  • Konuşma içeriğinde değişme
  • Aşırı para harcama
  • Suç işleme eğilimi
  • Evden uzaklaşma
  • Madde kokusu

    Madde Kullanan Kişi Nasıl Anlaşılır? Madde kullanan kişiyi anlamak için kesin bir ölçü yoktur. Kişilerde görülen davranış değişikliklerini hemen uyuşturucu kullanımına bağlamak yanlış olur. Unutulmamalıdır ki; ergenlik döneminde de bedensel değişiklikler görülür.

    Uyuşturucu madde kullanan kişilerde görülen davranış değişiklikleri şöyle özetlenebilir:

  • Arkadaş çevresi değişir.
  • Aile ilişkileri azalır, odasında yalnız kalmayı tercih eder.
  • Okul başarısı ve okula devamı azalır.
  • Daha fazla para harcamaya başlar.
  • Bazen neşeli, sakin, bazen öfkeli, saldırgan davranışlar gibi ruhsal değişimler gün içinde gözlenir.

    Çocuğunuzun Uyuşturucu Madde Kullandığını Anlarsanız Bu Konulara Dikkat Edin!

    Anne ve babalar; çocuğunuzun uyuşturucu kullandığını anladığınızda;

  • Paniğe kapılmayınız,
  • Öfke ile hareket etmeyiniz,
  • Sorunu görmezden gelmeyiniz,
  • Durumu gözlemleyiniz,
  • Çocuğunuzun sosyal çevresini inceleyip, sorunun kaynağını tespit etmeye çalışınız,
  • Çocuğunuzun arkadaş ilişkilerini gözden geçiriniz,
  • Çocuğunuzun uyuşturucu madde kullanmasının sebeplerinin arasında, sizin de eksik ve yanlış davranışlarınızın olduğunu göz ardı etmeyiniz,
  • Çocuğunuza kesinlikle kötü davranmayınız, onu suçlamayınız,
  • Uzman bir hekimin bilgisine başvurunuz.
  • Uzman hekimin tavsiyeleri doğrultusunda hareket ediniz,
  • Çocuğunuzu sıkmadan, sevgi ve şefkatli bir yaklaşımla ona daha fazla zaman ayırınız,
  • Aile bağlarını gözden geçirip, sorunları giderip, güçlendirmeye çalışınız,

    Gençlik ve Uyuşturucu

    Ergenlik: Ergenlik on üç yaşlarında başlayan ve yirmi yaşlarına kadar devam ettiği kabul edilen cinsel fizyolojik ve bilişsel yönden olgunlaşma süreci olarak adlandırılabilir.Tüm ergenlerin uyuşturucu madde kullanmaya başlama riski vardır. İradesizlik, kişilik zayıflığı madde kullanmak için mutlak etkenler değildir. Ancak madde kullanmaya başlayan gençlerde ortak bazı özellikler dikkat çekmiştir:

  • Ani tepkiler veren
  • Saldırgan ya da asi davranışları olan
  • Her şeyi reddeden
  • Davranış bozukluğu gösteren
  • Aykırı davranışlar içinde bulunan
  • Erken yaşlarda davranış problemleri olan
  • Çabuk heyecanlanan
  • İçe dönük olan
  • Fazlasıyla itaatkar olan
  • Yaşıtlarından aşırı etkilenen
  • Uyuşturucu Kullanan Gençlerin Ailelerinde Benzer Bazı Özellikler Bulunmuştur.
  • Parçalanmış, boşanmış aileler
  • Ebeveynlerden birinin kaybı
  • Aile içinde uyuşturucu madde kullanan bir üyenin varlığı
  • Aile içi iletişim eksikliği
  • Baskıcı ve ilgisiz aile
  • Aile içinde gencin özdeşim kurabileceği bir bireyin olmaması

    Madde Kullanmaya Gençler Daha Çok Nasıl Başlıyor? Gençler en sık olarak merak nedeni ile madde kullanmaya başlamaktadır. Bu nedenle uyuşturucuya karşı özendirici davranışlardan kaçınmak gerekir.

    Arkadaş baskısı ikinci önemli etkendir. Bir arkadaş ortamında yapılan ısrara çoğunlukla dayanılamamaktadır. Arkadaş grubunun dışında kalmak, onlardan farklı olmak korkusu yaşanmaktadır. Gencin kendini kanıtlama güdüsü ile bir de buna merak eklenince kullanım kaçınılmaz olmaktadır. Bu nedenle gencin kendi hakkını koruması, "hayır" diyebilmesi çok önemlidir.

    Sorunlarını çözmek için başka yol kalmadığına inandıkları anda kullanım sıklaşır. Bir başka deyişle çaresizlik önlemi bir etkendir. Bu nedenle gençlere sorunlar ile başa çıkma yöntemlerinin öğretilmesi önem kazanmaktadır. Bu sorun karşısında nasıl davranmaları gerektiğinin öğretilmesi ve bugüne kadar kullandıkları yanlış davranış biçimlerinin düzeltilmesi gerekir.

  • TEDAVİ: Uyuşturucu madde kullanan kişiler tedavi olabilir. Özellikle tedavi ilkelerini yerine getiren kişilerde uyuşturucu maddeyi bırakma oranı çok yüksektir.

    Kullanıcılar arasında "bu hastalığın tedavisi olmadığı" yolunda bir kanı yerleşmiştir. Bu değiştirilmeye çalışılmalıdır. Uyuşturucu maddeyi bırakan kişilerde tekrar madde kullanımına başlamak sık olarak gözlenen bir durumdur. Kişi uyuşturucu maddeleri bıraktıktan sonra bir daha hiçbir zaman kullanmamalıdır. Bir kez kullanması onun eski günlerine dönmesine neden olabilir.

    Tedavinin ilkeleri

    Bu maddeleri kullanan kişilerin tedavisi kişiye, kullanılan maddenin cinsine ve kullanım süresine göre değişiklikler göstermektedir.

    Tedavinin başarısı için iki önemli etken sayılabilir:

    Bunlardan birincisi kişinin tedavi olmayı istemesidir. Eğer kişi tedavi olmayı kendisi istemiyor ise, kimse ona zorla bıraktırmayı başaramaz.

    Diğeri ise kişinin maddeyi bırakmaya kendini hazır hissetmesidir. Çünkü, kişi maddeyi bıraktığı zaman alışkanlıklarını, yaşadığı ortamı değiştirmek zorunda kalabilecektir. Eğer tüm bunlara hazır değilse, yapabilecek fazla bir şey yoktur.

    Uyuşturucu madde kullanan kişide bağımlılık geliştiyse, tedavi daha güç olacak ve daha uzun sürecektir. Ayrıca, uyuşturucu kullanımı ile daha da artan aile içi iletişim bozukluklarının, kopukluklarının giderilmesi için anne ve babanın da tedaviye katılması gerekir.

    ÖNLEME: Gençlerin madde kullanmaya başlamasını önlemede ailelerin çocukları ile ilişkilerinin kalitesi önemli bir yer tutar. Çocukları ile kuvvetli sevgi ilişkisi olan doğru ve yanlışları öğreten, davranışları için uygulanabilir kurallar koyan, bunların uygulanmasını sağlayan ve çocuklarını gerçekten dinleyen ebeveynler çocuklarının uygun bir aile ortamında yetişmesini sağlamış olurlar.

    İnsan ihtiyaçları, sonsuzdur.Çocuğunuzun yaşını sosyal çevresini, ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak ne kadar harçlık vereceğinizi belirleyiniz. Belirlenen bu rakam ihtiyaçların üzerinde yada bu ihtiyaçları karşılayamayacak miktarda olmamalıdır.

    "Çok verme arsız edersin. Az verme hırsız edersin." (atasözü)

    1. Değerlerin öğretilmesi: Her ailenin bazı prensip ve standartlarla belirlenmiş davranış beklentileri vardır. Sosyal, ailesel ve dini değerler gence alkole ve maddeye hayır demeleri için nedenler bulmasını ve kararlılıklarını kesin bir şekilde sürdürmelerini sağlar.

    Aile değerlerinizi çocuğunuza açık bir şekilde öğretebilmeniz için: İzin alması için gerekli olan değerleri açık bir şekilde belirtin ve dürüstlük, sorumluluk alma ve kendine güvenin neden önemli olduğunu, bu değerlerin iyi kararlar vermede nasıl yardımcı olacağı hakkında konuşun.

    Kendi davranışlarınızın çocuğunuzun değerlerinin gelişmesini nasıl etkilediğini sakın unutmayın. Çocuklar kendi anne-babalarının davranışlarını taklit ederler. Örneğin sigara içen anne ve babaların çocuklarının sigara içme yüzdesi daha yüksektir. Sigara içme, alkol ve yatıştırıcı ilaçları alma davranışlarınızı yeniden gözden geçirin. Unutmayın ki sizin bu maddeye karşı tutumunuz çocuğunuzun alkol veya madde kullanıp kullanmamaya karşı belirleyeceği tutumu şekillendirecektir. Bu zaman zaman aldığınız alkolü tamamen kullanmamanız anlamına gelmektedir. Çocuklar bağımlılık düzeyinde, kendisine ve ailesine zarar verebilecek düzeyde alkol kullanımı ile sosyal içicilik arasındaki farkı anlayabilirler.

    Çocuğunuzun asla sizin içkinizden tatmasına izin vermeyin. Böylece çocuk, erişkinler için yasal ve kullanılabilir olan alkolün çocuklar için yasal olmayan bir madde olduğunu görebilir. Kendi söz ve davranışlarınız arasında ki uyuma dikkat ediniz. Çocuğunuzun sizinle özdeşim kurduğunu unutmayınız. Çocuğunuzdan beklediğiniz davranışları sizin gösterdiğinizden emin olunuz. Çocuğunuz sizi model alır. Sizin davranışlarınızın, tutumlarınızın, sorunlarla başa çıkma yollarınızın benzerlerini çocuğunuzda görebilirsiniz.

    Çocuğunuzun sizin aile değerlerinizi anladığından emin olunuz. Aileler bazen çocuklarının nadiren veya hiç konuşmadan değerleri aldıklarını düşünürler. Bu doğru değildir. Bunlar, aile yemek için bir araya geldiğinde konuşulabilir.

    2. Alkol ve Diğer Maddelere Karşı Kuralların Konması ve Bunların Uygulanması:

    Kuralların konması işin sadece başlangıç kısmıdır. Önemli olan bunların uygulanmasıdır. Kurallara uyulmadığında uygulanacak yaptırımlar da önceden belli olmalıdır.

    Açık olun. Kuralların nedenlerini açıklayın. Kuralların neler olduğunu ve nasıl bir davranış beklediğinizi söyleyin. Kurallara uymamanın sonuçlarını, yani yaptırımın ne olacağını, nasıl uygulanacağını ve ne kadar süreceğini tartışın.

    Tutarlı olun. Çocuğunuzun alkol veya madde kullanmaması konusundaki kuralların evde, arkadaşında ve her yerde geçerli olduğundan emin olun.

    Makul olun. Daha önce kararlaştırılmamış yeni kuralları ve cezaları çocuğunuzla tartışmadan uygulamayın. "Baban eve geldiğinde seni öldürür" gibi gerçekçi olmayan tehditlerden kaçının. Bunun yerine sakin bir şekilde tepki verin ve daha önce kararlaştırmış olduğunuz cezayı uygulayın.

    3. Alkol ve Maddelerin Etkileri Hakkında Bilgi Sahibi Olma: Aileler; alkol ve uyuşturucu maddeler hakkında bilgilenmeli, tehlikeyi kendilerinden ve çocuklarından çok uzaklarda görmemeli, tehlikeden uzak kalabilmek için tedbirler geliştirmelidirler.

    4. Çocuğunuzla Konuşma ve Onu Dinleme: Bir çok aile çocuğu ile alkol ve diğer maddelerin kullanımını konuşmaktan kaçınır. Bazıları kendi çocuklarının böyle maddelerle karşılaşmayacağını düşünür. Bazıları ise bunu nasıl konuşacağını bilmediği için veya böyle fikirleri çocuğun kafasına koymak istemediği için konuşmaz.

    Çocuğunuz böyle bir problem yaşayıncaya kadar beklemeyin. Tedavi programlarına giren bir çok genç ailelerin öğrenmesinden önceki en az iki yıldan beri madde kullandıklarını açıklamaktadırlar. Çocuğunuzla madde ve alkol hakkında daha erken konuşmaya başlayın ve iletişim kanallarını açık tutun. Tüm cevapları bilmeme olasılığından endişe etmeyin. Çocuğunuz bununla ilgili olduğunuzu bilsin yeter. Birlikte cevapları araştırabilirsiniz.

    Aşağıda çocuğunuzla alkol ve madde hakkında konuşabilmenizi sağlayacak bazı ipuçları bulacaksınız. İyi bir dinleyici olun.

    Çocuğunuzun size problemlerini veya sorunlarını getirebileceğinden emin olun. Çocuğunuzun size söylediği şeyleri dikkatle dinleyin. Öfkenizi kontrol edin, şiddetten kesinlikle kaçının. Gerekiyorsa, sakinleşmek için kendinize süre verin. Çocuğunuzun ne söylediğine çok dikkat edin. Eğer çocuğunuz sorunlarından bahsediyorsa, okulda veya arkadaşlarıyla işlerin nasıl gittiğini siz sorun. Hassas konularda da konuşabileceğinizi hissettirin. Gençler, kendileri için önemli konularda ailelerinden bilgi alabileceklerine inanmak isterler.

    Ödüllendirin. Sadece yanlışlar üzerinde odaklanmayın, iyi yaptığı şeyleri de fark edin ve bunları belirterek pekişmesini sağlayın. Aileler ödüllendirmekte eleştirmekten daha cömert olursa çocuklar kendilerini daha iyi hissederler ve kendi kararlarına güvenerek özgüveni yüksek gençler olurlar. Burada kastedilen sözel ödüllendirmedir. Yani çocuğunuzun yaptığı davranışı beğeniyorsanız onu takdir ettiğinizi söyleyin.

    Açık mesajlar verin. Alkol veya madde hakkında konuşuyorsanız çocuğunuza kullanmama mesajını açık şekilde verdiğinizden emin olun. Böylece çocuğunuz kendisinden beklenenleri tam olarak bilecektir.

    Doğru davranışlarınızla model olun. Çocuğunuzdan beklediğiniz dürüstlük, ahlaklı olmak gibi davranışları kendiniz gösterdiğinizden emin olun.

    5. İletişim İpuçları:

    Dinleme;

     

  • Dikkatle dinleyin.
  • Sözünü kesmeyin.
  • Çocuğunuz konuşurken kendi söyleyeceğinizi hazırlamakla meşgul olmayın.
  • Çocuğunuzun sözünün bittiğinden emin olana kadar bekleyin.
  • Gözleme;
  • Çocuğunuzun yüz ifadesi ve vücut dilini anlayın.
  • Çocuğunuz sinirli ve rahatsız mı veya rahat mı görünüyor?
  • Konuşma süresince çocuğunuzun söylediklerini ona eğilerek, omzunu tutarak ve başınızı sallayarak ve göz teması kurarak dinleyin.
  • Çocuğunuzun konuşmalarını ciddiye alın.
  • Cevap verin; "Şunu yapmalısın", "senin yerinde olsam" veya "ben senin yaşındayken" ile başlayan cümleler yerine "çok ilgimi çekti" , "anlıyorum ki bu bazen zordur" gibi cümlelerle başlamak cevap vermek için daha uygundur.
  • Eğer çocuğunuz size duymak istemediğiniz şeyler söylüyorsa, sakın bunları yadsımayın.
  • Her durum için çocuğunuza önerilerde bulunmayın. Bunun yerine anlattığı şeylerin ardında ki duyguları anlamaya çalışın.
  • Çocuğunuzun kastettiği şeyi anladığınızdan emin olun.
  • Çocuğunuzun içinde bulunduğu güç durumu sizinle paylaştığı için pişman olmasına neden olmayın.
  • Her zaman onun yanında olacağınızı hissettirin.
  •  

    UYUŞTURUCU VE ZARARLARI

    ZEHİRLENME (Entoksikasyon):

    Kullanılan uyuşturucu maddenin etkisini göstermesidir.Uygunsuz davranış ya da psikolojik değişiklikler ortaya çıkar.

    MADDENİN ZARARLI KULLANIMI:

    Kişinin kendine,hayatına ve çevresine zarar verecek tarzda madde kullanmasıdır.Madde kullanımı kişiye zarar verdiği halde madde kullanımı devam etmektedir.Bunlar arasında okul başarısızlığı, ailesel sorunlar sayılabilir.

    TOLERANS:

    Kullanılan madde miktarının giderek arttırılmasıdır.Her zaman kullanılan miktar istenen etkiyi yaratmamakta ve kişi kullandığı madde miktarını aynı etkiyi sağlayabilmesi için giderek artırma gereksinimi duymaktadır.

    YOKSUNLUK:

    Uzun süre madde kullanımı sonrasında, madde kullanımı bırakıldığı zaman ortaya çıkan fiziksel ve ruhsal sorunlardır.Yoksunluk belirtileri; kullanılan maddenin, şiddeti, kullanım süresi ve maddenin cinsine göre değişir.

    BAĞIMLILIK:

    Kişinin kullandığı maddeyi birçok kez bırakma girişiminde bulunmasına rağmen bırakamaması, giderek madde dozunu artırması, kullanmayı bıraktığında yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması, zararlarını görmesine rağmen madde kullanmayı sürdürmesi, zamanının büyük bölümünü madde arayarak geçirmesi ile tanımlanan bir durumdur.

    Bağımlılık Yapan Maddeler Ve Etkileri: Beynimizde hissetmemizi ve hareket etmemizi sağlayan bir çok kimyasal madde vardır.Kötüye kullanılan ve bağımlılık yapan bir çok madde farklı yollarla beyine ulaşarak normal olan hissetme biçimimizi değiştirirler.Vücuda giren bu maddeler normal olan sağlıklı vücut işlevlerini bozarlar ve onları olumsuz etkilerler.

    İnsan beyni bir konuyu düşünmeye başladığında bir seri kimyasal reaksiyon birbiri ardına işlemeye başlar.Karaciğer ve böbrek gibi organların işlevleri kimyasal tepkiler tarafından kontrol edilmektedir.Benzer çalışma biçimi beyin ve santral sinir sisteminin geri kalan kısmında da (omurilik,ellere ve ayaklara giden sinirler) kendini göstermektedir.Bu nedenle duygularımızı değiştirmek için alınan bir maddenin beynimizde süre giden işlevleri etkilemesi beklenilen doğal bir tepkidir.Aynı zamanda bu maddelerin bazı uzun süreli etkileri, şizofreni ve depresyon gibi ruhsal bozukluk biçimlerine de benzemektedir.

    Kötüye kullanılan bütün maddelerin temel etkileri beyinde olmaktadır.Beyine ulaşabilmek için izledikleri yollarda görülen farklılıklar etkileme sürelerini ve etki şiddetlerini belirtmesi açısından önemlidir.Her kullanım biçiminde maddeler beyine kan dolaşımı yoluyla ulaşır ve her kullanım biçiminin kendine özgü tehlikeleri vardır.

    Maddelerin vücuda dolayısıyla beyine alınma yollarını aşağıda ki şekilde sınıflandırabiliriz;

  • Enjektörle
  • Solunum Yoluyla,
  • Ağız yoluyla,
  • Hücre gövdesi; sodyum, klor ve kalsiyum gibi bazı maddelerin seçici olarak içeriye alınması ve bazı maddelerin dışarı atılması görevini üstlenir.Bu görev hücreyi saran hücre zarı tarafından düzenlenir.Maddelerin alınması ise; hücreye giren ve çıkan maddelerin denetlenmesini engeller.Maddelerin bazıları etkilerinin bir kısmını sinir hücresi veya nöron zarına etki ile oluşturur.

    Beyin hücreleri aslında birbirlerine değmezler.Bunun yerine hücreler arasında sinaps adı verilen ufak bir boşluk vardır.Bu nedenle bir hücre diğer bir hücreye etki etmek istediğinde bu boşluğa bir şekilde kimyasal maddeler salgılar.Bu kimyasal maddeler ise ufak algılayıcılar(reseptörler) tarafından algılanır ve uyarılırlar.Bu sayede ikinci hücrede istenilen etkiler ortaya çıkar.

    İşte uyuşturucu maddeler; beynimizde bulunan bu ufak algılayıcıların normal durumlarını bozar ve yaşadıklarımızı yanlış algılamamıza sebep olur.Yani uyuşturucu madde kullanan bir insanın durumu artık normal değildir çünkü vücut kimyası değişmeye başlamıştır.

    Psikolojik Bağımlılık(Alışkanlık): Uyuşturucu maddeler duygularımıza etki ederken sınırlı sayıda belirti ortaya çıkmasını bekleriz, tabii ki beklenilen etkilerin hiç biri doğal değildir..İnsanı;mutlu, neşeli, gergin veya gevşemiş, şaşkın veya algıları uyarılmış ve hayal gören bir kişi yapabilir.Ortaya çıkan bu değişikliklerin sebebi; uyuşturucu maddenin beyin kimyasını ve beyindeki algılayıcıları etkileyerek onları değişikliğe uğratmasıdır.

    Maddelerin bu keyif verici etkileri psikolojik bağımlılık veya alışkanlık diye bilinen bir durumun ortaya çıkmasına sebep olur. Psikolojik bağımlılık bir maddeyi kullandığınızda kendinizi tekrar onu kullanma isteği içinde bulmanız olarak tanımlanacaktır.Bu istek belki aynı gece,belki de iki hafta sonra ortaya çıkacaktır, ancak sonuç aynıdır.

    Uyuşturucu kullanmanın bir bedeli vardır! Bu bedel az yada çok ödenir.Maddeye ödeyeceğiniz maddi bedel az ve maddenin olumsuz etkileri çok fazla değil ise; psikolojik bağımlılık çok önemli bir sorun olmayabilir.Buna karşın uyuşturucu maddeyi alabilmek için fazla miktarda para harcamaya başladıysanız, zamanınızı ve çabanızın büyük bir kısmını maddeyi elde edebilmek için geçiriyorsanız, işinizde sorunlar yaşıyorsanız, adli sorunlar ortaya çıkıyorsa, başkalarıyla olan ilişkileriniz madde kullanımı nedeniyle etkileniyorsa sizde psikolojik bağımlılık gelişmiştir.

    Fiziksel Bağımlılık(Müptelalık): Vücut tekrarlanan madde kullanımlarında maddenin ani etkilerine karşı bir direnç geliştirirse fiziksel bağımlılık oluşur.

    Madde etkilerine rağmen normal işlevini sürdürebilme çabaları içinde olan vücutta hücre zarı, algılayıcılar ve beyin kimyası bir dizi değişikliğe uğrar.Bu durumun ortaya çıkması günler, haftalar sürebilir, bu nedenle fiziksel bağımlılığın azalması veya kaybolması için de benzer bir zaman süresinin geçmesi gerekmektedir.

    Fiziksel bağımlılık olarak adlandırılan koruyucu bir dizi değişiklik ortaya çıktıktan sonra, kullanılan madde miktarını azaltma veya tamamen kesme çabası, yoksunluk belirtisi olarak bilinen bir dizi sorunun ortaya çıkmasına sebep olur.

    Uyuşturucu maddeye karşı psikolojik bağımlılık gelişmeksizin fiziksel bağımlılığın gelişmesi imkansız gibidir.Bir maddenin fiziksel bağımlılık gelişebilecek şekilde bir maddeyi uzun süre ve yüksek dozlarda kullanması için psikolojik bağımlılık olmasını düşündürür.Aynı zamanda fiziksel bağımlılık geliştiğinde ise bağımlının kendini rahatsız eden belirtilerden kurtulması için tekrar madde kullanması gerektiğini keşfetmesi çok uzun sürmez.Bu maddenin tekrar kullanılmaya başlamasında psikolojik ve fiziksel baskıların olduğu anlamına gelir.Fiziksel ve psikolojik bir huzursuzluktan kurtulma da daha güçlü bir psikolojik bağımlılığı ortaya çıkartır.

  •  

    Uyuşturucu Nedir?

    Yunanca uyku anlamında ki "narke"den gelen ve İngilizce'ye "narkotik" olarak geçen uyuşturucu sözcüğü, uyuşturma özelliği olan,uyuşturan,duymaz hale getiren demektir.

    Uyuşturucu madde kavramı genellikle, uyuşturma özelliğine sahip maddeleri ifade eder.Ancak, keyif veren, kışkırtan, yatıştıran, uyanıklık sağlayan kimi maddeler içinde kullanılmaktadır.

    Uyuşturucu maddeler; merkezi sinir sistemini etkileyerek kullanan kişinin ruhsal ve fiziksel dengesini bozan; bu kişide fiziksel ve ruhsal bağımlılığa yol açan; kişisel ve toplumsal yönden ekonomik ve sosyal çöküntü oluşturan maddelerdir.

    UYUŞTURUCU MADDE SUÇLARI NELERDİR?

     

    Uyuşturucu Madde suçları 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188.189.190.191 ve 192. maddelerinde düzenlenmiştir.

    1.      Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti

    2.      Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma

    3.      Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak

     4.      Etkin pişmanlık

    UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE İMAL VE TİCARETİ 

    MADDE 188. - (1) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

    (2) Uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı fiilinin diğer ülke açısından ithal olarak nitelendirilmesi dolayısıyla bu ülkede yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezanın infaz edilen kısmı, Türkiye'de uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı dolayısıyla yapılacak yargılama sonucunda hükmolunan cezadan mahsup edilir.

    (3) (Değişik:08.07.2005/25869-5377/22.md.) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, beş yıldan onbeş yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

    (4) (Değişik:08.07.2005/25869-5377/22.md.) Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin eroin, kokain, morfin veya bazmorfin olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

    (5) Yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

    (6) (Değişik:08.07.2005/25869-5377/22.md.) Üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü madde açısından da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır. Ancak, verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.

    (7) (Değişik:08.07.2005/25869-5377/22.md.) Uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmi makamların iznine bağlı olan maddeyi ülkeye ithal eden, imal eden, satan, satın alan, sevk eden, nakleden, depolayan veya ihraç eden kişi, dört yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

    (8) Bu maddede tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

    Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması

    MADDE 189. - (1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarının bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

     

    UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE KULLANILMASINI KOLAYLAŞTIRMA

    MADDE 190. - (1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırmak için;

    a) Özel yer, donanım veya malzeme sağlayan,

    b) Kullananların yakalanmalarını zorlaştıracak önlemler alan,

    c) Kullanma yöntemleri konusunda başkalarına bilgi veren,

    Kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

    (2) (Değişik:08.07.2005/25869-5377/23.md.) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını alenen özendiren veya bu nitelikte yayın yapan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

    (3) (Değişik:08.07.2005/25869-5377/23.md.) Bu maddede tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

     

    KULLANMAK İÇİN UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE SATIN ALMAK, KABUL ETMEK VEYA BULUNDURMAK

     

    MADDE 191. – (Değişik:19.12.2006/26381-5560/7.md.) (1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

              (2) Bu suçtan dolayı açılan davada mahkeme, birinci fıkraya göre hüküm vermeden önce uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında, tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine; kullanmamakla birlikte, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, denetimli serbestlik tedbirine karar verebilir.

              (3) Hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilen kişi, belirlenen kurumda uygulanan tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmakla yükümlüdür. Hakkında denetimli serbestlik tedbirine hükmedilen kişiye rehberlik edecek bir uzman görevlendirilir. Bu uzman, güvenlik tedbirinin uygulama süresince, kişiyi uyuşturucu veya uyarıcı maddenin kullanılmasının etki ve sonuçları hakkında bilgilendirir, kişiye sorumluluk bilincinin gelişmesine yönelik olarak öğütte bulunur ve yol gösterir; kişinin gelişimi ve davranışları hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek hâkime verir.

              (4) Tedavi süresince devam eden denetimli serbestlik tedbirine, tedavinin sona erdiği tarihten itibaren bir yıl süreyle devam olunur. Denetimli serbestlik tedbirinin uygulanma süresinin uzatılmasına karar verilebilir. Ancak, bu durumda süre üç yıldan fazla olamaz.

              (5) Tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilir. Aksi takdirde, davaya devam olunarak hüküm verilir.

              (6) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı cezaya hükmedildikten sonra da iki ilâ dördüncü fıkralar hükümlerine göre tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulabilir. Bu durumda, hükmolunan cezanın infazı ertelenir. Ancak, bunun için kişi hakkında bu suç nedeniyle önceden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmemiş olması gerekir.

              (7) Kişinin mahkûm olduğu ceza, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde, infaz edilmiş sayılır; aksi takdirde, derhal infaz edilir."

     

    ETKİN PİŞMANLIK


    MADDE 192. - (1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.

    (2) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz.

    (3) Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir.

    (4) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz.

     

     

    UYUŞTURUCU MADDELERİN SINIFLANDIRILMASI:

    • Uyuşturucu maddeleri türlerine göre aşağıdaki sınıflandırmaya tabi tutabiliriz;

      AFYON VE TÜREVLERİ(OPİYATLAR):

    • Afyon

    • Morfin

    • Kodein

    • Metadon

    • Eroin

      KENEVİR VE TÜREVLERİ:

    • Reçine esrar

    • Toz esrar

    • Pres esrar

    • Gonca esrar

    • Likit(sıvı) esrar

      UYARICILAR:

    • Amfetamin

    • Kokain

    • Kafein

      SENTETİKLER:

    • Ecstasy (MDMA)

    • Captagon

    • Methamfetamin

    • Lysergic Asid Diethylamid (LSD)

    • Gamma Hydroxybutyrate (GHB)

    • Ketamine Hydrochloride (Ketamin)

    • Phencylidine (PCP)

      SAKİNLEŞTİRİCİLER

    • Barbituratlar

    • Trankizanlar

    • Sedatifler

      UÇUCU MADDELER

      İçinde değişik petrol türevleri ve kimyasal yapıda gazlar bulunan, iş yerleri ve evlerde değişik kullanım alanları olan, koklandığı ve solunduğu zaman, ölüm riski ve ciddi sağlık sorunları yaratan, piyasada kolayca bulunabilen maddelerdir.

    • Yapıştırıcılar (Tutkal, zamk vb.)

    • Boya incelticileri, çözücüler

    • Kuru temizlemede kullanılan uçucu sıvılar

    • Benzin, gazyağı, tiner, aseton

    • Likit Petrol Gazı (LPG)

    • Yüzeysel anestezi için kullanılan sprey şeklindeki maddeler

    • Oda, saç, vücut, kozmetik, v.b. spreyler.

    • Bütün bu maddelerin koklanması, nefesle içe çekilmesi tehlikelidir. Vücutta ve beyinde telafisi mümkün olmayan, kalıcı tahribat yapar. Bu nedenle yukarıda belirtilen maddelerin kullanıldığı kapalı alanlar havalandırılmalı, bu maddeler özellikle çocuklardan uzak tutulmalı, gıda maddeleri ile bir araya konulmamalıdır.

     

     

    Eğitim kurumlarımıza ve gençliğe yönelik faaliyetler: Öğrencilere yönelik oluşturulan yapılanmaların çokluğu dikkat çekmektedir. Her örgüt lise gençliğine yönelik örgüt içi oluşumlara sahiptir.

    Yasadışı örgütlerin liselere yönelik örgütlenmeleri; Örgütler daha çok aile huzursuzlukları olan çocukları, anne babası ayrı olan ilgiye muhtaç olanları, maddi durumu kötü olanları, aile eğitimi müsait olan ve örgütsel fikirlere yatkın olanları seçmektedir.

    Bir genç, örgüte şu aşamalardan geçerek katılır: Önce sempatizan bir gurup içerisine alınır, bu grup okul arkadaş çevresinden olacağı gibi aile yakınlarından, gidilen bir dernek, örgüt yayın büroları yada legal uzantıları içerisinde de oluşturulabilir,

    Örgütlerin, çıkardıkları dergi ve kitaplar gençlere okutturularak, ülke problemlerinin tek çözüm yolu olarak ideolojiler kabul ettirilir. Arkadaş gurupları içerisinde siyasi ve ideolojik tartışma ortamları hazırlanarak örgütsel bilinçlenme artırılır,

    Örgütlerin feodal alışkanlıklar olarak nitelediği manevi duygular ve aile bağları zayıflatılmaya çalışılır, Gençlerde, karşılaştıkları olumsuzluklara karşı tahammülsüz ve hemen tepki verebilecek bir ruh halinin yaratılmasına önem verilir. İdeolojik bilinçlenme, toplumsal olaylara sokularak güçlendirilir, isyan duyguları pekiştirilir,

    Daha sonra illegale çekilerek yazılama, pankart asma gibi kanunsuz olaylarda kullanılan örgüt mensupları polisin yakalamasıyla suçluluk psikolojisine girerek, istese de normal hayata dönemeyeceğine inanır, normal hayata dönmek isteyenler de örgüt tarafından çeşitli tehditlerle ve “polis tarafından fişlendin, artık bundan kurtuluşun yok” türünden sözlerle engellenmeye çalışılır. Sonunda herkesin çocuk gördüğü, belki zaman içerisinde düzelir olarak nitelediği,aile ve çevre tarafından ihmal edilen bu insanlar acımasız bir örgüt mensubu olarak karşımıza çıkabilmektedir.

    Çeşitli kitlesel etkinliklerde terör örgütlerinin gençliğimizi kullanarak istismar ettiği onları toplumsal olaylara katarak polisle karşı karşıya getirdiği bilinmektedir. Bu şekilde ideolojilerini ve gerçek yüzlerini maskeleyip, öğrencileri masumane istek ve tepki eylemlerin içerisine çekmekte bilahare de asıl amaçları doğrultusunda kullanmaktadır.

    Yükseköğrenim kurumlarımıza yeni kaydolmuş öğrenciler terör örgütlerinin uzantıları tarafından sıcak yaklaşımla kazanılmaya çalışılır.

    Güncel sorunlar bir sistem sorunu şeklinde empoze edilerek çözümü sistemin değişmesinde arama anlayışı yerleştirilir. Sisteme kinlenen kişi küskün kişi haline getirilir. Süreç içerisinde seminer çalışmasına alınarak eğitilir. Bu meyanda pratik sokak eylemlerine alıştırılır. Öğrenci aynı zamanda, örgüt için dergi satmak, eğlenceler düzenlemek, burslarından yararlanma şeklinde maddi destek sağlayan unsur durumuna gelir.

    Pratik eylemlerindeki başarıya göre öğrenciye; kat sorumlusu, bölüm sorumlusu, fakülte sorumlusu gibi gururunu okşayıcı görevler de verilir. Genelde toplum içerisinde kişilik arayışında olan tipler, bulunduğu bu ortamda kişilik bulmaktan dolayı eylemsel yönden daha da keskinleşir. Sonuçta eğitilerek ülkenin insan gücüne katkıda bulunacak olan şahıs, ülkenin eğitimine ve ekonomik kaynaklarına zarar vermeye başlar.

    Gençliğin korunmasına yönelik alınabilecek tedbirler:

     

  • Okul – aile işbirliği sağlanmalıdır.
  • Kişiliğin ve davranışların şekillenmesinde ailenin önemi dikkate alınarak aile yapısını ve bağlarını güçlendirecek tedbirler alınmalıdır.
  • Gençlerin sorumluluk duygularının gelişmesine, sağlıklı bir kişilik yapısına ulaşmasına ve hayatı gerçek yönleriyle tanımalarına hizmet edecek kurumlar ve organizasyonlar oluşturulmalıdır.
  • Kütüphaneler yaygınlaştırılmalı ve ihtiyaca cevap verecek kapasiteye çıkarılmalı, resim, müzik, tiyatro, edebiyat vb. Alanlarda gençleri geliştirici kurumlar oluşturulmalı ve gençler bu alanlara teşvik edilmelidir.
  • Öğrencilere hitap edici spor tesisleri oluşturulmalı ve katılım artırılmalıdır.
  • Yasadışı faaliyetlerde bulunan öğrencilerin bu durumlarından veli ve aileleri haberdar edilmeli, terör örgütlerine karşı, gençler mümkün olduğunca bilinçlendirilerek terör örgütlerinin ağlarına düşmeleri engellenmelidir.
  • Öğrencilerin gidip geldikleri umuma açık yerler düzenli olarak denetlenmeli ve gençliğe yönelik olarak açılan legal dernek ve kuruluşlar kontrol altında tutulmalıdır.
  • Terör örgütlerinin istismar edebileceği sorunların giderilmesi amacıyla maddi durumu iyi olmayan öğrenciler fon ve burslarla desteklenmeli, devamsızlık yapan öğrencilerin durumları takip edilmeli,
  • Özellikle son on yıllık dönemde vatandaşlarımız; örgüt faaliyetlerine karşı her zamanki gibi devletin yanında yer almayı sürdürmekte ve terör mücadelesine büyük bir destek vermektedirler.

    Son on yıllık dönemde terörle mücadele ve harekat daire başkanlığı ve her seviyedeki terörle mücadele birimimiz, hukukun üstünlüğü, insan haklarına saygı esasları çerçevesinde olağanüstü bir mücadele örneği vermişlerdir, her zaman olduğu gibi önümüzdeki dönemde de terörle mücadele birimlerimizin en önemli uğraşısı olacaktır.

    Terörle mücadele sadece güvenlik kuvvetlerinin tek başına başaracağı bir iş değildir. Buraya kadar ifade edildiği üzere teröristler her türlü aksaklığı ve eksikliği istismar ederek kendilerine taraftar bulmakta ve faaliyetlerini sürdürebilmektedir. Dolayısıyla kamu kurumlarının yanısıra her türlü toplumsal yapıların işbirliği yapması gerekmektedir.

    Aileye ve basına düşen görevlerin önemini belirtmeye herhalde gerek yoktur. En az güvenlik kuvvetleri kadar eğitim kurumlarının ve görevlilerinin de terörle mücadelede önemli bir yeri bulunmaktadır. Teröristler taraftar bulma çalışmalarında her zaman eğitim kurumlarını kendilerine hedef noktası olarak tayin etmektedirler. Gençliğimizin art niyetli kişiler tarafından istismar edilmemesi için öğretmenlerimize ve okullarımızın yönetimlerine çok önemli görevler düşmektedir.

  •  

     

    • Polis Radyosu
    • Kurumsal E-Posta
    • Polsan
    • Polis Eşleri Derneği Eskişehir Şubesi
    • UPEM
    • Suç Önleme Sempozyumu
    • İçişleri Bakanlığı
    • BİMER
    • KGYS ESKİŞEHİR